Sesinizi Yükseltmeyin…

Hucurat Suresi 12.ayette, Allah, Peygamber ile aynı ortamda bulunan iman edenlere, Peygambere bağırarak söz söylememeleri gerektiği ve Peygamberin sesini bastırmamaları gerektiği (onun sesinin üzerine ses yükseltmemeleri) hakkında uyarıda bulunmuştur:

Ey, iman edenler! Peygamberin sesinin üzerine seslerinizi yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi ona sözü bağırarak söylemeyin. (Hucurat Suresi, 12.ayet)

Kur’an’ın genel mesajı göz ardı edilince, bu ayet bazıları tarafından anlaşılamayabiliyor. Bu ayeti sanki Peygamberin işine gelen bir durum olarak görüyorlar ve dinle alakasını çözemiyorlar. Bazıları da bu mantıktan yola çıkarak, bu ayeti Peygamberin kendi keyfine göre haşa ayet yazdığı yönünde kullanıyor.

Öncelikle, bu emir, sadece Peygamberin yanında geçerli değil. Ayette “birbirinize bağırdığınız gibi…” sözü geçtiğinden, sanki müminlerin birbirine bağırarak konuşması dinen serbest, Peygamberin yanında yasak gibi algılanıyor. Halbuki Kur’an’ı anlama metotlarından biri şudur, bir konu hakkında, o konuyu içeren tüm ayetler taranır, Kur’an’ın o konu hakkındaki hükmü iyice anlaşılır. Biz elimizde bir makale olduğunda, onun bir paragrafında geçen bir cümleyi alarak değil, makalenin genelinde tarama yaparak, makalenin açıklamasını ediniriz. Yoksa, tüm makaleyi gözden geçirmezsek, cımbızlama bir söz çekerek, o sözü makalenin meşru gördüğü bir fikir olarak alma hatasına düşebiliriz.

Allah, Lokman’ın(selam üzerine olsun) sözlerini bize öğüt olarak ileterek, seslerini yükselterek konuşan insanlara eleştiride bulunmuştur, Peygamber yanımızda olsun olmasın:

Ve yürüyüşünde alçakgönüllü ol, sesini de alçalt. Muhakkak seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir. (Lokman Suresi, 19.ayet)

Müminlerden tabi ki de, Allah’ın eleştirdiği bir şeyi yapmamaları beklenir.

Kur’an’da bir yasağın bazen başka olaylar üzerinden tekrar hatırlatıldığını görebiliyoruz.

Dolayısıyla, Hucurat Suresi 12.ayette, Peygamberin yanında olan iman edenlere, kendi aralarındaki konuşma tarzına işaret edilerek, o konuşma tarzının hoş olmadığına işaret ediliyor, Peygamberin yanında birbirleri arasındaki o hoş olmayan tarzda yani bağırarak konuşmamaları gerektiği söyleniyor. Yoksa birbirleri arasında da o şekilde konuşmaları onaylansa, ayette “birbiriniz yanında bağırmanız sorun değil, günah değil, ama Peygamberin yanında öyle konuşmanız doğru olmaz” derdi. Böyle bir belirtme yok gördüğünüz üzere.

Kur’an’da bazen, normalde yasak olan bazı hareketlerin, başka bir durum anlatılırken örnek verildiğini görüyoruz. Örneğin “alkol aldıysanız ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın” denebiliyor, ama alkol almak yasak. Ya da müşrikleri hoş bulmak eleştiriliyor olsa da “müşrik bir kişi hoşunuza gitse bile mümin biri daha hayırlıdır” denebiliyor.

Bu ayet, bizzat dinle alakalıdır, Peygamberin keyfi ile değil. Çünkü, Peygamber boş konuşmadığı din odaklı konuştuğu için, ona saygı, Kuran’a yani Allah’ın mesajına saygıdır. Biz Peygambere, Allah’ın elçisi olduğu için saygı duyuyoruz en başta. Peygamber, insanlarla aynı ortamdayken boş lakırdılara dalan biri değildir. İnsanlarla boş muhabbet için oturmaz, insanlara dini tebliğ etmek için onlarla bir arada bulunur. (Bkz: Furkan 72.ayet, müminun 3.ayet) Peygamberin yüksek ahlaklı olduğunun belirtildiğinden (Bkz: Kalem 4.ayet) ve dini temsil ettiğinden, Kuran’daki emirlere uygun davrandığını anlıyoruz. Peygamberin konuşması demek, Allah’ın mesajını konuşması demektir. Yoksa, Peygamber kendi keyfi muhabbetini yapmamaktadır.

Peygamber, dini anlamda özel bir makama sahiptir. Allah, onu bizlere, nur saçan bir kandil ve merhamet olarak seçmiştir. (Bkz: Ahzab 46, Enbiya 107.ayetler) Uyarıcı ve müjdecidir. Onu gören müminler tabi ki önce sakince Peygamberden nasiplenmeye çalışmalı, neticede Peygamberin ahlakı örnek gösteriliyor. Gözümüzle şuan Peygamberimizi görsek kim bilir ne kadar şevke gelecektik onun gibi olmak için. O dönemde yaşayanlar da ne kadar Peygamberden nasiplenirlerse o kadar takvalarına katkı yapabileceklerdir.

Hucurat 12.ayete dönersek…Peygambere gönülden inanan kişilerin olduğunu gene Kur’an’dan anlıyoruz. Peygamberin evinde toplanıldığı gibi bilgilerin verildiğini de görüyoruz. Ayette bahsedilen tarzdaki bir ortama, Peygamberi dinlemek için gelen insanlar var belli ki. Oraya gönülden Peygamberi dinlemek için geliyorlar, ama birileri bu durumu sabote ederek, yüksek sesle tartışmalara girerek, laf bölerek, Peygamberi konuşturmayarak, aslında önemli bir niyetle oraya gelen diğer insanlara da haksızlık ve saygısızlık yapmış oluyorlar. Düşünün ki, şuan Peygamber yaşıyor ve kendisini dinlemek için yanına gidiyorsunuz. Ama birileri sürekli Peygamberin sesini sözünü bastırıyor. Rahatsız olmaz mıydınız? O insanların neden Peygamberin başında toplandığı, amaçları belli. Çünkü Peygamber, Allah’ın elçisi olduğunun iddiası ile ortaya çıkıyor. Peygamberin başında toplanmak demek Allah’ın gönderdiği mesajla muhatap olmak demektir. Allah’ın mesajını merak etmekten ötürü onun yanına gidiyor insanlar. Oraya gidenler başka bir kişiyi dinlemeye değil, Peygamberi dinlemeye gidiyor. Bu ayetin en önemli amacı da, bu gerçeklerden yola çıkarak, Peygamberden nasiplenmek için gelecek bireylerin öncelikle korunmasıdır. Bir diğer amaç da, Allah’ın mesajı ile insanları sağlıklı bir şekilde muhatap etmek tabi. Yoksa, o an Peygamber insanlara bir şey söylemiş-söylememiş ne ki? Kendisinin takvasını mı azaltır, mesajı mı yalan kılar yoksa haşa Allah’ın mı ihtiyacı var mesajının iletilmesine? Mesaja ihtiyaç duyan bizleriz. Peygamberi dinlemek yani mesajı alabilmek oradaki müminlerin hayrına olacaktır. Oradaki insanlar, Peygamberi dinlerse (ki O Kur’an’dan konuşur bkz: Araf 203.ayet) onların hayrına olacaktır.

Allah tarafından bir Peygamber gönderildiği için, elçinin mesaj iletmesini kolaylaştıracak ayetler indirilmesi şaşılacak bir durum değildir. Bunu da Allah, Kur’an üzerinden yapıyor ki, inanan kişiler, Kur’an dışında başka bir vahiy kaynağı arayışına düşmesin.

Bu ayetten günümüz insanları olarak çıkarabileceğimiz derslerden biri de bence, sağlıklı sohbet ortamının nasıl olabileceğine işaret ediyor olmasıdır. Günümüzde insanların sağlıklı bir iletişim kurmaları ve birbirlerini iyice anlayabilmeleri için, birbirlerinin sözlerini bastırmamaları gerekmekte. Bağıra çağıra değil, sakince iletişim kurmak gerekiyor. Allah bu ayetle de, sağlıklı ve doğru sohbet ortamının nasıl olacağına işaret ediyor. Bir diğer çıkarabileceğimiz sonuç, Peygamberin kaba insanlarla da muhatap olmak zorunda kalabildiğini görerek, biz müminlere sabır ve motive dersi veriliyor olması. Peygamber de tebliğ esnasında zorluklarla karşılaşmış diyebiliyoruz. Bir başka ders ise, Allah’ın mesajını insanlara iletirken ve mesajın sağlıklı iletiminin sağlanması adına, ne kadar akılcı uyarılar gönderdiğidir ve belki de bu ayetten çıkarılabilecek dersler arttırabilir.