Geçici Sıkıntılar ve Geçici Dünya

Hepimiz yaşantımız boyunca türlü sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Kimimiz zorlu bir hastalık süreci geçiriyor, kimimiz bir yakınını kaybediyor, kimimiz maddi yetersizlikler-kaygılar içerisinde. Kimimiz aşağılık muamelelere maruz kalmakta, kimimiz sabırla en yakınımızın zorlu günlerini paylaşıp ona destek olmakta, kimimiz tehdit edilmekte, kimimiz sağlıksız koşullar içerisinde hayatını sürdürmekte. Kime sorsak bir derdi, bir sıkıntısı, bir şikayeti var.
Hayatın tüm bu zorlu koşulları karşısında mümin birinin tavrının nasıl olması gerektiği hakkında Kuran’da bir sürü öğüt verici ayet var.

Tüm zorlukların karşısında en dayanıklı, en ümitli, en güçlü, en sapasağlam durması gereken kişi mümindir. Çünkü mümin, hayatın ardındaki sırrı çözmüş kişidir. Gelip geçici dünyanın gelip geçici dertlerinin bir gün boynundan çıkarılıp kenara koyulacağını, Allah’a kavuşacağını bilir.

Allah’tan bağışlanmayı ister, bunun için çalışır. Derdin ve kederin olmadığı sonsuz hayatı ümitle bekler. Mümin, hayatı anlamlı kılan en gerçekçi ve en ümit verici amacı bulmuştur. Bu amaç uğruna da tüm gelip geçici ve bir gün son bulacak olan hayatını adamıştır.

Müminin zorluklarla karşılaştığında aklından çıkarmaması gereken en önemli şey dünyanın gelip geçici oluşudur. Zaten bu dünyanın zorluklarla dolu, iğreti bir imtihan dünyası olduğunu kabul ederek, kendisini Allah’a adar.

Yemin olsun ki, mallarınızdan da canlarınızdan da imtihan edileceksiniz. (Ali İmran Suresi, 186)

Başıma ne diye bunları verdin? Bana bunları ne diye uygun gördün Allah’ım, gibi sözler dünyanın imtihan dünyası oluşunu kavrayamayan insanlara ait olabilir.

Bu dünya bizler için yalnızca bir uğrak yeri. Nimetlenmenin yanında sıkıntıların, uğraşların olduğu bir yer.

Ardına dönüp bakan çoğu kişi, zamanın su gibi akıp gittiğini düşünüyor.

Burada Allah’ın konuğuyuz. İçtiğimiz sudan, yattığımız yatağa, açtığımız ışığa, dinlediğimiz müziğe dek gelip geçici bu misafirhanede konaklıyoruz. Dirildiğimizde, şu yaşadığımız dünya hayatı bize kısacık gelecek. Bir rüya gibi. Diriliş gününde insanlara bu hayat ne kadar sürmüş gibi geliyor, bakın:

Derler : Bir gün yahut günün bir kısmı kadar. Sayanlara sor.
(Müminun Suresi, 113)

Uyandığımızda bize bu kadar kısacık gelecek olan bu dünyada, karşılaştığımız sıkıntılar yüzünden, bize verilen sürenin geri kalanını mahvetmeye değer mi? Üstelik ne yaşarsak yaşayalım eninde sonunda dönüşümüz Rabb’imize iken.

Kuşkusuz dönüş Rabb’inedir. (Alak Suresi, 8)

Bu güzel ayet ölüm, hastalık gibi tam da hayatın içinden zorluklara nasıl da şifa getiriyor. Dönüş zaten Allah’a! Ne yaparsak yapalım, herkesin dönüşü Allah’a! Mümin kedere düştüğünde şu güzel ayeti sık sık hatırlamalı:

Onlara bir ıstırap gelip çattığında şöyle derler: Biz Allah içiniz ve sonunda O’na dönüp gideceğiz. (Bakara Suresi, 156)

Bu dünyada ilelebet çakılıp kalmayacağız. Bu dünyanın sıkıntılarını da ilelebet taşımayacağız. Lakin bu dünyada Allah’a boyun eğmek yerine, sıkıntılara boyun eğip Allah’a isyan eden kişiyi çok zorlu bir yurt bekliyor. Sıkıntılara rağmen Allah’a dayanmaya devam edenleri, sabrederek güzel işler üretmeye çalışanları, sakınanları, Allah’ın öğütlerini gözetenleri ise gerçek hayatları olan sonsuz mutluluk diyarı bekliyor.

Bu dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır. Bir bilebilselerdi!
(Ankebut Suresi, 64)

Ey insanlar! Hiç şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. (Fatır Suresi, 5)

Bu hayatın perdesi, sıkıntılarımızla birlikte kapanacak ve bizler Allah’ın huzurunda geri dönüşü olmayan sonsuz bir gerçeğe uyanacağız.

Unutmayalım, her derdimize şifa Kuran’da mevcut.

Örneğin, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan geçim derdini çeken kardeşlerimiz ısrarla Allah’a dayanmalı, O’nun yolunda işleyişlerini sürdürmeli. Çünkü, Takva sahipleri darlıkta da bollukta da Allah için yaşar.

Onlar bollukta da, darlıkta da Allah yolunda harcarlar.
(Ali İmran Suresi, 134)

Üstelik Allah sakınanları çıkış yolu ve rızıklanma ile müjdeliyor:

Kim Allah’dan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder. Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. (Talak Suresi – 2 ve 3.ayetler)

Bir zulüm gördüğümüzde Allah’a dayanmalıyız sabırla:

Sakın, Allah’ı, zalimlerin yapmakta olduğundan habersiz sanma. O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor, hepsi bu… (İbrahim Suresi, 42)

Elbette çetin zorluklara karşı sabretmek, öyle kolay bir iş olmasa gerek. Bu sağlam bir iman, Allah sevgisi, Allah’a bağlılık, takva gerektiriyor.

Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır. (Ali İmran Suresi, 186)

Bu zorlu imtihanlara rağmen mümin, Allah’ın merhametinden ümit kesmez. Bu sapıtmışların işidir. Allah; merhametli, şefkatli, bağışlayıcı, cömert, ikram sahibidir. O‘nu dost edinen kulunu Allah da dost ediniyor.

Dedi ki: Sapıtmışlardan başka Rabbinin merhametinden kim ümit keser? (Hicr Suresi, 56)

Her şeye rağmen, mümin için şükredecek bir şeyler muhakkak var. En önemlisi hala Allah yolundaysak, imanlıysak, kendimizi Allah’a adadıysak, en önemli şeye sahibiz demektir. Şu dünyada Allah’ın bir kuluna vereceği en büyük armağan imandır!

Dertleri hayatın merkezine getirip isyan sebebi yapacağımıza, gönlümüzü İslam’a açan Rabbimize şükretmeliyiz. Henüz iman yolunda değilsek, hayatımızın en önemli sorununun iman kazanmamız olduğunu idrak edelim. Zira, bu dünyadaki hayatımızın bir sonu var. Sonu olan bu hayatta “neden var olduğunu” sorgulayabilme kapasitesinde ve bilincinde olan varlığın en önemli sorusu da “neden burada olduğu” sorusudur. Karnını doyurup ölmek için mi? Zenginleşip bir süre haz alarak günün birinde ölmek için mi? Bir şeyleri çok sevip, bir şeylere bağlanıp, günün birinde bunları kaybetmek için mi? Acı çekip hiçbir şey ele geçmeden öylece yaşamak için mi? İman edenler olarak ise hidayetimizi daha da arttırması için Allah’a sığınmalıyız. Dertleri, sıkıntıları ısrarla Takva yolunda durarak karşılamalıyız.

İnanır ve şükrederseniz Allah size neden azap etsin? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir. (Nisa Suresi, 147)

İllaki tüm lütufları bu dünyada beklemekte gaflet olur. Bu dünya hiçbir zaman insan için sadece nimetlenme ve keyiflenme yeri değil. Eğer öyle olsaydı, cennet bu dünyada olurdu. Bu dünyadan esas faydayı, layıkıyla Allah’a kul olmaya çalışanlar sağlar.

Hiçbir zaman tamamen sıkıntısız ve zayıflıktan tamamen sıyrılmış olamayacağız burada. Gün geliyor yorgun düşüyoruz, bıkıyoruz, başımız ağrıyor, tükenmiş bir halde bitap düşüyoruz. Halimiz kalmıyor neredeyse adım atmaya, usanıyoruz. Tam da bu tükenmişliğin, bıkkınlığın, yılgınlığın, usanmışlığın içinde Cennet ile müjdeliyor Rabbimiz. Dünyalık usandıklarımıza merhem oluyor.

O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız. (Fatır Suresi, 35)

Olduğumuz yerden sıkılıp, “keşke gidebileceğim başka daha güzel bir yer olsaydı” diye düşünürken, bazıları da sıkılıp stres atmak için tatil planları yaparken, kimisi yerleşmek için daha güzel yerler hayal ederken, Rabbimiz şunu hatırlatıyor:

Gidilecek en güzel yer Allah’ın katındadır. (Ali İmran Suresi, 14)

Sıkıntılara karşı sabredip, Allah yolunda gidenlere hep müjde var.

Andolsun ki sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjde ver. (Bakara Suresi, 155)

Sabredenlerin ödüllerini yaptıklarının en güzeliyle muhakkak vereceğiz. (Nahl Suresi, 96)

Şunu söylemek istiyorum özetle, biraz şiirsel olsun: Acılarından isyan etme. Dayan Rabb’ine. Yarın ölecek olsan, bugünün hangi mühimi kalır geriye?

Son olarak…Unutmayalım sabrederken de Allah bizimle:

Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 153)

“Geçici Sıkıntılar ve Geçici Dünya” için 2 yorum

  1. Ayetler ışığında çok güzel bir şekilde hassas olduğumuz konulara değinmişsiniz Allah razı olsun . Kuran ışığında başka yazılarınızı bekliyoruz. Esselam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.