Kuran’da Başörtüsü Var mı? Topuklu Ayakkabı Giyilebilir mi? Kuran’a Göre Hangi Bölgeler Açılmamalı?

 

Allah, Kuran’da sakınılması gerekenlerden sakınmamız için tüm kullarına çeşitli öğütler de bulunur. Elbette tüm hayatını Allah’ın sınırlarını gözeterek yaşamayı arzulayanlar sakınılması gerekenlerden sakınmak, Allah’ın öğütlerini yerine getirmek için gayret içerisinde olmalıdır. Eğer bizler hayatımızı önce Allah diyerek yaşıyorsak nefsimizin istediklerinden, nefsimizin hoşuna gittiklerinden önce, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışları edinmeliyiz. Bizler için güzel gelen bir şey, Allah için hiçte güzel bir davranış olmayabilir. Bütün ahlak yasaları ancak ilahi bir gücün belirlediği sınırlara dayanıyorsa geçerli olabilir.
 
Allah kitabında bir müminin nasıl yaşaması gerektiğini detaylıca tarif etmiş. Kadın-Erkek tüm inanan müminlere hayatı boyunca kılavuz olacak harika bir kitap indirmiş. Elbette tüm yaşantımızı Allah’a göre ayarlayan bizler için pek çok konuda hükmünü bildiren Allah (ticarette,evlilikte olduğu gibi) giyim konusunda da bazı hüküm ve öğütlerde bulunmuş. Eğer biz Allah’a gönülden en yakın olanlardan olmak istiyorsak, bunun için gayret göstermeye çalışıyorsak, tüm bu öğütlere karşı titizlik göstermek durumundayız. 
 
Allah, tüm müminlere nasıl bir hayat yaşaması konusunda rehber olacak bir kitap indirdiğini belirtmiştim. Allah kadınlara da giyimi konusunda bazı hükümler de bulunmuştur.
Kuran’da özel olarak giyinilmesi emredilen bir kıyafet yoktur.
Pantolon, etek, gömlek, başörtüsü, çarşaf gibi günümüzde de toplum içinde gördüğümüz her hangi özel bir giyim ürününe Allah sevk etmemiştir. Çünkü Kuran, Muhammed Peygamberimizin dönemi dahil, sonraki pek çok topluma (çağa, geleneğe, kültüre) inen bir kitaptır. Her toplumun coğrafi koşulu farklı olduğu gibi her insanın da özel yaşamında farklılıklar gözlemlenebilir. Herkesin de farklı giyim tarzları göstermesi normaldir. Allah bu yüzden insanları zora sokmamış, ne kadınları sıcakta pişecekleri bir giyim tarzına mecbur etmiş, ne de erkekleri iffetleri konusunda serbest bırakmamıştır. Maalesef geleneği dinselleştirenler, Arap yarımadasında gözlemledikleri bazı giyim tarzlarını da İslami bir giyim tarzıymış gibi insanlara empoze etmeye çalışmışlar, lakin Kuran gerçekleri sayesinde, attıkları yalanlar, Allah’ın gerçek hükümlerini değiştirememiştir. Kuran’da olmayan hükümleri Allah’ın hükmüymüş gibi lanse etmeye kalkanlar ve bu hükümleri okuyup araştırmadan Allah’ın emri diye edinenler, Allah’ın dinine iftira atma yolunda olanlar, elbette her birimizin hatalarımızla yüzleşeceği o hesap gününde hak ettikleri karşılığı alacaklardır. 

 

Bunları hatırlattıktan sonra başörtüsü ve çarşaf mevzusuna gelip, şöyle bir düşünelim… Daha bugün bile arap yarımadasında erkekler sıcaktan korunmak için başlarına bir çeşit örtü geçirmekteler. Hepimiz o coğrafi koşullardaki erkeklerin bu giyim tarzını biliyoruz. Çünkü içerisinde bulundukları coğrafi ortam, gelenekleri, tercihleri onları bu giyime sevk ediyor. Tahminimce günümüzde de olduğu gibi, arap yarımadasının sıcağından ötürü başlarını örten erkekler, Peygamber zamanında da vardı. Bugün dahi bizler Türkiye sınırlarında yazın dışarı çıkarken güneş şapkası kullanıyoruz başımızı korumak için. Peygamberimiz de bizler gibi bir beşer olduğuna göre çöl sıcağında başını örtmek için yüksek ihtimalle bir çeşit örtü kullanıyordu. Niyeyse, arap kadınlarının çöl sıcağı koşullarından ötürü tercih ettiği baş örtüsünü İslami bir kuralmış gibi tüm müslüman kadınlara öğütleyenler, Peygamber döneminde erkeklerin de kullandığı baş örtüsünü erkeklere ”sünnet/sevap” diye önermeyi pek akıllarına getirmemekte. 

Gelenekleri dinselleştirmeye kalkmak büyük bir vebaldir. Allah’ın dini hiçbir toplumun geleneğine has şekillere sokulmaya çalıştırılamaz. Allah’ın hükümleri açıktır ve hepsi Kuran’dadır. Allah’ın hükümleri dışında hükümler getirenleri hoca, alim edinenler en büyük Alimin Allah olduğunu bilsinler. Yunus Suresinde Allah’ın bildirdiği gibi, ancak kılavuzlanma ile doğru yolu bulabilecek kişilerin ardına gafletle düşüp, onları Allah’ın hükmüne ortak etmeye kalkmasınlar. Doğruyu Allah’dan başka kişilerin uygun görmelerine göre değil, Allah’ın kelamına göre edinmeye çalışsınlar. Bugün Peygamberin sünneti adı altında hiçte Kuran’da olmayan hükümler, dini hüküm haline getirtilmiş. Bunları kendilerine din edinenlere baktığımızda ise, bir yığın çelişki görüyoruz. Peygamber yerde yemek yiyordu diyerek yerde yemek yiyerek sevap alacaklarını sananlar, Peygamberin döneminde kullanılan deveye değil de son model arabaları tercih edebiliyorlar. Allah’ın istediği gibi bir kul, diş fırçası yerine misvak kullanmakla olmaz sevgili kardeşlerim. Peygambere uymak, Peygamberin içinde bulunduğu koşullardan ötürü tercih ettiklerini emir edinip yerine getirmekle hiç olmaz. Peygambere uymak; Peygamberimizin de tebliğ ettiği gibi Kuran’a uymakla, Kuran takvasını kazanmakla olur. 
 
Kadınlar için Allah’ın giyimde bildirdiği bazı sınırlar, öğütler vardır. Bunları Allah’a iman etmemize rağmen uygulamaya gayret gösteriyor muyuz? Yoksa göz ardı mı ediyoruz? Hepimizin Takva yolunda eksiklikleri olabilir lakin bunlarda bile bile ısrarcı olmayı, Allah onaylamıyor, günahlarda müminlerin ısrarcı olmadığını söylüyor, bir hata yaptıklarında af dileyip, tekrarlamadıklarını bildiriyor. Bir mümin kimseye baskı yapmamalı, ancak Allah’ın gösterdiklerini öğütlemekte oldukça önemli. 
 
Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! (Nur Suresi-31)  
 
Ayette de okuduğumuz gibi Allah kadınlara göğüs yırtmaçlarının üzerini örtmelerini bildiriyor. Yaka kısımları olarak adlandırabileceğimiz bu bölgeleri müslüman bir kadın Allah’ın sınırlarını gözeterek örtmelidir. Buradaki örtüyü kavramından çıkartıp, baş örtüsüdür diye özelleştirmek doğru bir yaklaşım değil. Örtü=örten şeydir. Örtülmesi gereken yerde, ayette bildirilen, yerlerdir. Bu yerleri anlamak için, önemli iki ayrıntıyı düşünmemiz gerekir. İlki göğüs dekoltesi denilen yer, ki burayı özellikle Allah örtün diyor, ikincisi ile ayetin sonunda da görebileceğiniz gibi, ayakları yere vurmakla teşhir edilebilecek yerler. Allah her yeri tek tek saymayıp, süsler diye bir adlandırma yapmış. Bu süslerin ne olduğunu, ayetin sonundaki ifade sayesinde, ancak yere vurmakla açığa çıkıp teşhir edilen özel bölgeler olduğunu anlayabiliyoruz. Ayakları yere vurmak ifadesinden, örneğin normal çivi görünümünde topuklu ayakkabı giymeyi anlayabiliriz. Bu ayakkabılar, bu ayette bildirildiği gibi kadınların ayaklarını yere vurarak yürümesine neden olur. Bu tarz topuklu ayakkabı ile ayakları yere vurarak yürüdüğümüzde, en çok teşhir edilen, belirginleşen bölgeler, kalça, ön bacağın üstü yani basen bölgeleri denebilecek dizin üst bölgeleri (ki bu ayakkabılar bacakları öne atar), popo, kalçanın üstü olan bel bölgelerinin daha çok kıvırtarak yürümeye neden olur. Hatta göğüs bölgeleri için, kadınlar iç çamaşırı kullandığı için, göğüsleri bu ayakkabıyı giyse de giymese de aynı şekilde durur. Ayakları yere vurarak yürüdüğümüzde, gene kollar ya da bacağın diz altını özellikle belli etmediğimiz açıktır. Ayakları yere vurarak (topuklu ayakkabı giyerek) yürüsek de yürümesek de, kollar, bacağın diz altı aynı şekilde durmaya devam eder. Demek ki Allah, süsler derken, kolları ya da diz altını kast etmiyor. Ama, ön bacağın üstü olan basen, kalça, bel kıvrımı, popo gibi yerlerin teşhir edilmesini yani gösterilmesini kast ediyor olma ihtimali oldukça yüksektir. Buraları açmamamız gerektiği bu ayetten anlaşılabilir.
Bu bölgeler pek çok şeyle (kıyafetle) örtülebilir. Ne ile örtmek istiyorsa kadın, örtü odur. Vücudunun üstü için şal, gömlek, tişört… Alt bölgesi için basen gibi, kalçaya yakın olan, bacağın üst kısımlarını örten, dizin üst bölgelerini teşhir etmeyen pantolon ya da etek tercih edilebilir. Topuklu ayakkabı giyerek, ayakları yere vurarak yürümeyi deneyimlemiş her kadın, topuklu ayakkabının diz üstü olan bacak bölgesini oldukça öne doğru attığını bilir. Giyildiğinde bu bölgelerin örtülmesidir önemli olan. (Ayette örtü diye çevrilen kelime Hımar’dır. Hımar = örtü) Allah güzel giyinmeyi yasaklamamış, her kadın bu bölgelerini örterek, çok tarz ve güzel olan kıyafetler giyip, kendini güzel hissetmeye devam edebilir. Giyinelim diye süsler indirdiğini söylüyor. İstediğimiz renk kıyafeti tercih edebiliriz. Saçlarımızı boyayabilir, makyaj yapabilir, istediğimiz parfümü sıkabiliriz. Allah güzelliğimizi örtmemizi istemiyor, güzellik başkaları tarafından görülebilir, kullanılan süslü kıyafetler ya da güzellik başkalarının dikkatini çekebilir. Bunları Allah zaten yasak etmemiş. Demek ki bu yüzden dikkat çeken her şeyin yasak olduğu düşünülmemelidir, saç rengi, kıyafet rengi, değişik bir aksesuar gibi. Bunun yanında unutulmaması gereken bir yer var ki, o da, Allah’ın teşhir etmememizi buyurduğu bölgeleri açmamak, teşhir etmemek, çok dar giyimle belli etmemek. Göğüs çatalı ile, diz üstü olan bölgeleri özellikle teşhir etmemek, açmamak için dikkat göstermek gerekiyor.
Bunları hatırlattıktan sonra, baş örtüsü iddialarından devam edelim…
”Ama Peygamber döneminde kadınlar başlarını örtüyordu, bu yüzden Allah ayetine başörtüsü diye yazma gereği duymadı.” yaklaşımı ise hatalı bir yaklaşımdır. Kuran sadece Peygamber dönemindeki kadınlara değil, o dönem kadınlarından sonra pek çok farklı toplumun ve çağın kadınlarını kapsayacak şekilde geniş bir kitleye indirilmiştir. Özel olarak o dönem kadınlarına inmemiştir. O dönem kadınları zaten biliyor diye başka başka topluluklardaki kadınlardan örtülmesi gereken başka yerlerde ayet içerisinde gizlenmemiştir. Eğer biz ”Kuran indirilirken o dönem kadınları başörtüsü kullandığından yazmak gereği duyulmadı baş örtüsü farzdır ” diyorsak başörtüsü kullanmayan koca bir kadın topluluklarına da Kuran’ın indirilmiş olmasını göz ardı ediyoruz demektir. 
 
Özetle bizler başörtüsü kullanıyor ya da kullanmıyor olalım öncelikle Allah’ın örtmemizi buyurduğu yerleri örtmekte titizlik gösterelim. Her ne kadar günümüzde göğüs dekoltesi oldukça yaygın kullanılsa da ve kimi kadınca şık/güzel bulunsa da önemli olan bizim nasıl güzel bulduğumuz değil, Allah’ın güzel bulup bulmamasıdır. Allah’ın güzel bulmadığı şey ise çirkindir. Tüm bakış açılarından üstün olan bakış, her şeyi gören Allah’ın görmesidir. 
 
Ayette geçen şu ifade oldukça önemli: Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. 
 
Günümüzde yaygın olarak kullanılan giyim ürünlerinden biri topuklu ayakkabılar. Yazının içinde de değinmiştim. Burada Allah’ın kadınlara bildirdiği ayakları yere vurarak yürümemeleri gerektiğidir. Eğer bizim giydiğimiz topuklu ayakkabılar, ayaklarımızı yere vurarak gizlenmiş olan bölgeleri ortaya çıkartıyorsa, ses çıkartıyorsa, ayaklarımızı yere vurduruyorsa, çıkan ses tüm dikkatlerin üzerimize dönmesini, bakışların üzerimize çevrilmesine neden oluyorsa bir kere daha düşünmekte fayda var. Hepimiz günlük yaşantımızda topuk seslerine alışığızdır. Her hangi bir binanın koridorunda, kaldırımda kadınların giydiği topuk sesleri yankılanmakta. Allah’ın ayakları yere vurarak yürümekten kastettiği şeydir bu. Madem ayaklarımızı yere basarak yürümek zorundayız, ayaklarımızı yere vurmayarak yürümemiz gerektiğinden kastedilenler tam da gizlenmesi gereken yerleri açığa vurmaktır. 
Belirttiğim gibi, ayakları yere vurarak süslerinizi belli etmeyin ayetinden, kalçaların, bacağın üst kısımlarının, popo gibi arka bölgelerin teşhir edilmemesi gerektiğini anlıyoruz. Çünkü göğüs bölgelerini iç çamaşırı ile sabitleyen bir kadın, ayaklarını yere vurduğunda, yani topuklu ayakkabı gibi yürüyüşü değiştiren bir tavırda hareket ettiğinde ön bacağını öne atarak kalçalarını ve sayılan bölgeleri teşhir etmiş olmaktadır.
Kadın-Erkek müslüman hiçbir kimseye insanların iffetlerine yönelik hain bakışlar atmak yakışmaz. Kadın-Erkek müslüman hiçbir kimseye de karşı cinsi tahrik etmek amacıyla toplum içinde Allah’ın sınırlarını umursamazca dolaşmakta yakışmaz.
Topuklu tercih etmek isteyen kadınlara dolgu topuk, apartman topuk gibi isimlerle adlandırılan ayakkabı türünü önerebilirim. Dolgu topuk denilen, topuğun bir bütün halinde gittiği, ayakları yere vurarak yürütmeyen ayakkabılar tercih edebilirsiniz.(çok yüksek olmadıkça genellikle böyle yürütmezler, diğer normal topuklular gibi değildirler, genelde de çok yüksek olmazlar zaten. Çünkü dolgunun ön bölgesi ile arka bölgesi birbiri ile orantılı olarak yükselir, bu da daha rahat, ayakları yere vurdurmayacak şekilde yürütür.) Bazı botlar da yüksektir ama normal topuklular gibi değildir, ayaklarımızı yere vurdurarak yürütmez, sadece boyumuzu yükseltir. Ayaklarımızı yere vurarak yürüdüğümüzde ayette olduğu gibi süslerimiz ortaya çıkar, belli olur, gösterilir, teşhir edilmiş olur. Buradaki süsler ifadesine yalnızca göğüslerin algılanması mantıki durmayacaktır. Çünkü, topuklu ayakkabılar gibi ayakları yere vurarak yürüme stillerinde, normal yürüyüşten farklı olarak, kalça gibi bölgelerin de ekstra teşhir edilmesine neden olur. Demek ki süsler denilince, ayakları yere vurduğumuzda ekstra teşhir olabilen bölgeleri düşünmemiz yerinde olacaktır. Zaten bu durumda yalnızca göğüsler teşhir edilmemekte, hatta kullanılan iç çamaşırlarından ya da fizyolojik farklılıklardan ötürü genellikle göğüsler teşhir edilmiyor aslında, normal yürüyüş tarzında ne kadar belli oluyorsa, çoğunlukla o kadar belli oluyor. 
 
Eğer biz Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsak, önceliklerimiz bizim ne istediğimiz değil, Allah’ın bizden ne istediğidir.
 
 

“Kuran’da Başörtüsü Var mı? Topuklu Ayakkabı Giyilebilir mi? Kuran’a Göre Hangi Bölgeler Açılmamalı?” için 2 yorum

  1. Topuklu ayakkabi kismi beni biraz dusundurdu.benim bu ayetden anladigim bazi insanlar sokakta bile veyada baskalarinin yaninda ziplayarak modellerinki gibi yuruyor benin aklima hep o gelmisti sonucta babet giyen birinin modellerinki gibi ayaklarini yere vurarak yurudugu dusunun gene her yeri oynar yani hani hep diyoruz ya .

  2. çok güzel bir yazı olmuş ,ahzab suresindeki dış örtülerini tanınmadan giysinler ifadesi bir çok insanın çarşafın feracenin giyilmesinin dini emir olduğunu düşünmesine söylemesine neden oluyor fakat burada açıkça başınızı örtün hükmü yoktur.MAİDE suresinde de yazar Allah açıklamadığı konularda bizleri serbest bırakır.adsız yazan seyirciye sormak gerek saçı süs olarak görecek ayet dayanağın nedir ? göğüs ve saçı aynı süs olarak algılayan kabullenen düşünme mekanızmanız oldukça şaşırtıcı ,Allah affetsin ama siz Kuran dayanağı olmadan haram,mekruh diyebiliyorsanız şirk içindesiniz demektir,YALNIZ HÜKÜM SAHİBİ ALLAHTIR , ALLAHIN HÜKĞMLERİNİN YAZILI REHBERİ DE KURANDIR.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.