Allah’ı Anmada Gevşeklik Etmeyin!


Allah, bizlere daha iyi bir kul olalım diye Kuran’da pek çok öğütte bulunur. Bu öğütler üzerinde kafa yormak, bunları layıkıyla yerine getirmeye çalışmak hepimize faydalı olacaktır. Hepimize yardımcı olacağına inandığım çok önemli öğütlerden biri de şu: 
 
Beni anmakta gevşeklik etmeyin. (Taha Suresi-42) 
 

Kuran’da Allah bu öğüdü Musa ve Harun Peygambere bildiriyor. Lakin Kuran’daki ayetlerden anlıyoruz ki, Peygamber kıssaları üzerinde düşünelim, ders alalım, hayatımıza yansıtalım diye bildiriliyor. Çünkü, Allah, düşünesiniz diye bu Kuran’da size çeşit çeşit öğüt verdim diye buyuruyor. Zaten Kuran ayetleri üzerinde düşünmek Allah’ın emri. 
 
O halde biz de bu çok önemli ayet üzerinde düşünelim. Kendi öz eleştirimizi yapalım ve her defasında, her ibadetimizde, Allah’ı anmamız gereken her ana kendimizi düzeltelim, kendimize çeki düzen verelim. Nedenlerimizi hatırlayıp, Allah’a olan güzel hislerimizi harekete geçirelim, kendimize telkinlerde bulunalım. 
 

Bazen namazlarımızı aceleye getirdiğimiz oluyor, daha az istekle kıldığımızda huşumuzda da azalma görüyoruz. Belki günlük yaşamımızdaki bazı durumlar bizi gevşek düşürüyor. Ahiret gerçeğine rağmen kendimizi gevşekliğimize kaptırabiliyoruz. Dualarımızda ezbere düştüğümüzü, kalbimizle yaratıcımız arasında kurulan bağda eksiklik gözlemleyebiliyoruz. İnsanlık hali diyip hemen geçmemeliyiz bence, bu durumları aşmak için bazı çabalar sarf etmeliyiz. Hayatımız hep karmaşık olacak, kafamızda sürekli bir şeyler muhakkak olacak hayat boyu. Hayat zaten böyle bir şey. Kafamızda sürekli yapmamız gereken bir şeyler, halledilmesi gereken işler, birilerine olan kızgınlıklar, sıkıntılar, endişeler, bıkkınlıklar olacak, dünya hayatı böyle bir şey zaten. Bu yüzden namazımda yeterince konsantre olamıyorum, dolayısıyla huşu duyamıyorum yakınmalarını bir kenara bırakıp, neler yapacağımızı düşünelim, kendi kişisel taktiklerimizi oluşturalım.


 


Ben kendimde şunu gözlemledim; namaza durmadan evvel Yaratıcımın büyüklüğünü, O’nun huzurunda olduğumu, O’nun beni asla kovmadığını, yakarışıma anında icabet ettiğini, beni hep işittiğini bir iki dakika da olsa hatırladığımda kendime daha iyi çeki düzen veriyorum. Eğer dualarımı ederken yalnızca dilimin dua edip, kalbi bir bağ kurmada eksiklik seziyorsam, aklımın boş durduğunu ya da kafamın içinde karmaşık düşünceler olduğunu, farkında olmadan başka yönlere kaydığımı fark ettiğimde duamı bu sefer kelimelerime daha da dikkat ederek tekrarlıyorum. Acele ettiğimi fark ediyorsam namazımı daha sakin ve yavaş kılmaya başlıyorum. Zaten bu gayret ağır bir yükte değil, Allah’ın izniyle O’na olan sevgimiz sayesinde o an içinde olduğumuz bu haller düzelecektir, gevşeklik üzerimizden atılacaktır. Namazlarımızı daha da kılmak istediğimizi, gönlümüzden yeni yeni dualar geçtiğini görebiliriz, daha içten ve daha saygıyla Rabbimizi övdüğümüzü hissedebiliriz. Gün içerisinde hesap gününü, ölüm gerçeğini, Rabbimizin merhametini düşünmek, okuduğumuz bazı ayetleri hatırlayıp kafa yormak zikrimizi daha da istekle, daha da konsantre olarak yapmamızı sağlayabilir. Bizim için en önemli olan Allah. En büyük hedefimiz bu dünyadan Allah rızasını kazanmaya layık olarak ayrılmak. Bizim için en önemli olanın bu olduğunu, hayattaki mücadelemizin Allah için olduğunu hatırlayarak, Rabbimize yönelmek bizim kalbimizi daha da takvayla inşa etmemize yardımcı olabilir. 

Bu dünyada Allah için her ne iş yapıyorsak, bunların hepsi dünyevi bütün işlerden çok daha önemli. Çünkü ahiret hayatının kendisi, dünya hayatından kıyaslanamayacak kadar önemli. Bu yüzden Allah yolunda her ne iş yapıyorsak yapalım, namaz kılmak, Kuran okumak ya da başka bir şey, o an o işin diğer her şeyden daha değerli olduğunu kendimize söyleyelim. Namazlarda özellikle acele etmemek, önemli olan namazın bir an önce bitmesi değil, net miktarının kaliteli geçmesi. 

Allah’a her gün vakit ayırmak zaten çok önemli ve tüm müminlerin görevi. Allah, sadece namazda değil; taşıtta, yemek yerken kendisini anmamızı, güneş batmadan tespih yapmamızı, gece secdeye kapanmamızı buyuruyor. Gün içerisinde (sofrada, taşıtta, koltukta, her hangi bir aralıkta, teneffüste, kalabalıkta, iş molasında vs) hesap gününün varlığını, ölümü, dünyanın imtihan gerçeğini, ahireti hatırlamamız ve bunlar üzerinde düşünmeye vakit ayırmamız, Rabbimizi anmakta kalitemizi arttıracaktır. Zaten gönüller -Kuran’ın da dediği gibi- ancak Allah’ı anmakla tatmin bulur. Rabbimizin sevgisiyle gönlümüz daha da taşacak, O’na olan saygımızla kalbimiz daha da arınacaktır, Allah’ın izniyle. Rabbimizden, O’nu anmada daha özenli olmayı da isteyebiliriz.

Zaten mümin için keyifle akan, huzur dolduran, mutluluk getiren, insana güç veren en önemli zamanlar, Allah’ı andığı anlardır. Gönülden Rabbimize yöneldiğimizde insan o huşu dolu anlara kendini kaptırıyor, her türlü pislik ve sıkıntıdan uzaklaşıp, hoş bir havanın içinde oluyor. Daha da o anlar sürsün, o anlarda kalayım istiyor. 

 

Gönülden yapılan ibadetler davranışlarımıza yansıyacaktır. Gün içerisinde her hangi bir meselede bir müminin göstermesi gereken tavrın yerine getirilmesine hizmet edecektir. 
 
Kuran’a vakit ayırmak, ayetlere kafa yormak, mesajına kendimizi kaptırmak takvamızın artmasına, İslami bilincin hayatımıza yansımasına çok büyük katkı sağlayacaktır. Kuran’ı sabah namazı vaktinde okumamızı Rabbimiz öğütlüyor. Kuran’ın gönülleri ışıklandırdığını, hidayeti arttırdığını da bildiriyor. 
 
Gevşeklik etmemek üzere attığımız her adım bize güzellik olarak dönecektir diye diliyorum. Rabbimizi böylece daha çok, daha huşu ve istekle gönülden anacağız inşallah.
 

“Allah’ı Anmada Gevşeklik Etmeyin!” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.