Allah’ın Delili: Doğada Kendini Koruyan Hayvanlar

Şuursuz maddelerin ancak şuurlu bir bilincin tasarlayarak yerine getirebileceği yapıları ve olayları oluşturması, düşünen bir insanı Allah’ın varlığına yönlendirir. İman sahibi bir insanı ise, Allah’ın kudretine ve bilgeliğine hayran kalmasına…
 
Hiçbirimiz kendimizi kendimiz tasarlamadık… Bu söylediğimden kastettiğim tam da şu: hiçbirimiz kalp diye bir yapı tasarlamadık. Kan pompalasın demedik. Beyin diye düşünen bir et yığını olmalı demedik. Vücudumuzu geçtim; yaşadığımız çevreyi, bitkileri, gezegenleri ve bilimsel kanunları da biz tasarlamadık ama birileri tüm bunları bizim vücudumuzda var olan demir, oksijen, hidrojen gibi bilinçsiz atomların doğurduğunu söylüyor. Hatta öyle ki düşünceleri, sevgiyi, merhameti de oluşturan bu atomlar. Ateistlerin sanısına göre tüm bunlar; maddelerin tesadüfen, karmaşık ama her şeyin birbiriyle uyum gösterdiği olaylar ve yapıların meydana gelmesiyle oluştu…Tüm delilleri inceleyen biri için gerçek olansa, tüm bunların tamamen yüksek bir bilinç eseri olduğudur… Ateistlerin sanısı büyük patlamanın anlaşılmasıyla büyük bir darbe yedi. Çünkü maddenin yokluktan ortaya çıktığı kavranmaya başladı. Maddeci anlayışa göre; madde her zaman vardı, bu da madde yaratılmamış olduğu demekti. Büyük patlama, maddenin bir başlangıcı olduğunu kanıtladı. Hem de tam Kuran’ın söylediği gibi her şeyin yoktan var olduğunu kanıtlıyordu. (Büyük patlama: gezegenleri, galaksileri oluşturan küçük bir noktadan doğan ve genişleyen evreni oluşturan patlama.)
 
 O, Evreni ve Yeryüzünü Yoktan Yaratandır. (Bakara-117) 
 
Konuyu pek dağıtmadan, dikkat çekmek istediğim yere gelmek istiyorum. 
‘’Doğada kendi kendini koruyan hayvanlar’’ hep ilgimi çekmiştir. Savunmasız küçük hayvanlar kendilerinden çok daha güçlü ve vahşi avcılarından öyle bilinçli ve akıllıca bir şekilde saklanıyorlar ve korunuyorlar ki…İnsanın bu küçücük hayvanlarda büyük bir akıl arayası geliyor…Üstelik bu savunmalar renklerle, desenlerle, fiziki görünümlerle yapılıyor. Örneğin bir kelebek, kendisini yiyecek avcısından korunmak için kanatlarında var olan ‘’baykuş gözü’’ desenlerini kullanıyor. Başka bir kelebeğin kanatları ise kurumuş yapraklara benziyor…Dala konduğunda sadece bir yaprak sanıyoruz kendisini…Hele ki sonbahar vaktinde, yüzlerce aynı görünümdeki yaprakların arasından, avcısının kendisini yakalaması pekte mümkün gözükmüyor… 
 
Bu küçücük kelebek kendi kendine mi çizdi sırtındaki deseni? Rengin güzelliğini geçtim, o göz görünümündeki deseni antenleriyle fırça tutarak mı çizdi kanatlarına? Avcılarım beni yemesin, baykuş falan sansın, şurada saklanayım mı dedi kendi kendine? Hayır. Peki bunu ne yapmış sanılara göre? DNA kodları…Ya da azotlu organik baz, beş karbonlu şeker ve fosfat mı? Bir kelebeğin yapamayacağına inandığım şeyi azotlu bazlar, fosfat molekülleri bilinçsizce bir dizi reaksiyon sonucu tesadüfen meydana getirecek ve üstelik meydana getirdikleri desen de hem harika bir renk ve görünüme sebebiyet verirken, kelebeğin kendisini düşmanlarından harika bir akıllılıkla korumasını sağlayacak. Öyle mi? Karşısında ayna olmayan kelebeğin, sırtındaki şekilden haberinin olup olmadığından da kuşkuluyum. 
 
Hayvanların davranışlarının Kuran’ın tarifiyle ‘’vahiy’’ sonucu yerine getirdiklerinin söylenmesi; düşünen bir insan için bir başka delil. Arıların harika bir matematikle petekler inşa etmesi, karıncaların mimari bir bilinçle oluşturdukları yuvaları gibi… 
 
Bu kelebek sadece bir örnek…Aynı taktiklerle düşmanından gizlenen bir sürü çeşitte böcek hatta daha büyük hayvanlar mevcut…Renk değiştiren bukelamunlar yahut okyanusların altında gizlenen hayvanlar…Hatta bir hayvanın savunmak için oluşturduğu salgı-koku da Allah’ın delillerinden. Bunlar bize, her biri bilinçsiz olan mekanizmaların ancak bilinç sahibi bir kudretin takdiriyle bunları yapabileceğini hatırlatıyor. 
 
Bu bilinçli desenleri kim çizdi? 
 
Allah’ın boyasını esas alın. Allah’tan daha güzel kim boya vurabilir! (Bakara-138) 
 
Bilinçsiz maddelerin bir araya gelip; estetik görünümdeki rengarenk çiçekleri, yemyeşil dağları, masmavi nehirleri oluşturması ise, yaratıcı bir kudret olmadan olasılık dahilinde bile değil. Çünkü haliyle bilinci olmayan hiçbir fiziki kuvvet, hiçbir atom yığını bu bilinci sergileyemez. 
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.