Cehennemden Cennete Geçiş Var mı? Eninde Sonunda Herkes Cennetlik mi Olacak? Cennet Cehennem Sonsuz mu?

 

Kuran, cehennemden cennete geçişten veya eninde sonunda herkesin cezasını çekip cennetlik olacağından söz etmez. Unutmamalıdır ki, cehenneme gidenler “kötü” oldukları için gidiyorlar. Hapis cezası biten ve dışarı çıkan bir tecavüzcünün, sırf ceza süresi bitti diye iyi birine dönüşmeyeceği gibi, hiçbirimiz cehennemliklerin azap gördükleri için iyi insanlar olacaklarını ve cennetle ödüllendirileceklerini söyleyemeyiz.

Kuran’da, onlarca ayette azabın da ödülün de sürekli olduğu geçer:

Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar.

Zühruf Suresi, 74

Kalbinde zerre kadar iman bulunan kişi cehennemden kurtulur iddiasının da hiçbir dini dayanağı yoktur. Böyle Kuran’da olmayan ifadeler tamamen uydurma hadis kaynaklı, Kuran’a dayandırılamayan iddialardır.

Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı. Nahl Suresi, 29

Kuran’a göre cehennem bir arkadaşa bakıp çıkabileceğiniz bir yer gibi görünmüyor. Kuran’da, ‘Cezası bitenler cehennemden çıkarılıp cennete koyulurlar’, ‘Cehennemden cennete geçiş’, ‘Eninde sonunda herkesin cennetlik olması’ gibi ifadeler yoktur. Aksine, geçici bir süre cehennemde kalacağını düşünenlere “Allah katından bir söz mü aldınız?” diye sorar ve ebedi kalışlardan söz eder:

“Sayılı günlerden başka bize ateş dokunmaz,” dediler. De ki: “Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?”

İş onların sandığı gibi değil. Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır orada.

İman edip güzel işler yapanlar ise Cennet ehlidir; onlar da orada sürekli kalırlar. Bakara Suresi, 80-82

Orada sürekli kalıcıdırlar; ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.

Ali İmran Suresi, 88

Kuran’da “gökler ve yer durdukça” cennettekilerin cennette, cehennemdekilerin ise cehennemde kalacağı belirtilir fakat “Rabbinin dilemesi hariç” diye de eklenir:

Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar orada çok zor bir şekilde soluk soluğa nefes alıp verirler.

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin dilediği şeyi yapandır.

Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi hariç gökler ve yer durdukça onlar hep orada kalacaklardır. Kesintisiz bir lütuf olarak…

Hud Suresi, 106-108

Bu ayetlerde “Rabbinin dilemesi hariç” ifadeleri geçiyor. Bu ifadeden, her şeyin, her zamanki gibi ahirette de Rabbimizin elinde, O’nun dilediğine göre olduğunu anlıyoruz. Bundan daha fazlasını söylemek bize düşmez.

…Buyurur ki: “Barınağınız ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz.” Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. En’am Suresi, 128

Bu konuyla ilgili Kuran’da bir de “yapmış olduklarınız kadar cezalandırılırsınız” ifadesi geçer. Bazıları bu ifadeyi cezasını çekenin cehennemi terk etmesi gerektiği ile bağdaştırabilir fakat bu işin aslını Rabbimiz bilir. Yapıp ettiklerimizle cezalandırılıyorsak, kimse yapıp ettiklerimizle sonsuz bir cezayı hak etmediğimizi söyleyemez.

İyilik getirene ondan daha hayırlısı var. Kötülük getirenlere gelince, kötülükleri yapanlar ancak yaptıklarının cezasını görürler. Kasas Suresi, 84 (Benzeri ayetler: Neml Suresi, 90, En’am Suresi, 160, Yunus Suresi, 27)

Konuyla ilgili Kuran özetle şunu söylüyor:

1- Kuran’da, cennet ve cehennemin sürekli olduğundan söz eden ayetler vardır.

2- “Allah’ın dilemesi hariç” ifadesinden anlıyoruz ki, Allah bizi istese cennet ve cehennemden çıkartabilecek güce sahiptir. Bu ifadenin hikmetlerini en iyi Rabbimiz bilir. Allah kimseye haksız yere ceza vermez.

3- Cennet ve cehennem hakkında çok ayet olmasına rağmen cehennemden cennete geçiş diye bir konu Kuran’da anlatılmaz.

4- “Kim iyilik getirirse, kendisine getirdiğinin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, ancak dengiyle cezalandırılır ve kendilerine haksızlık edilmez. En’am Suresi, 160” ve benzeri ayetler, cezası bitenin cennete geçeceğinin kanıtı değildir. Pek ala cezamız, yani hak ettiğimizin karşılığı, sonsuz azap da olabilir, zaten daha çok buna atıf vardır.

Onların Rableri katında ödülü, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bu, içi ürpererek Rabbine saygı duyan kişi içindir.  Beyyine Suresi, 8

Tartıları hafif gelenler ise kendilerini kayba uğratanlar, sürekli cehennemde kalanlar olacaklardır. Müminun Suresi, 103

Yani, “Cezamı cehennemde çekip bitiririm, sonra da cennete girer, paşa paşa keyfime bakarım” düşüncesinden kurtulmamız gerekiyor. Çünkü böyle bir şey Kuran’da geçmiyor. Allah, bu konuda bir söz vermiyor. Aksine, geçici bir süre cehennemde kalacağını düşünenlere, “Allah katından bir söz mü aldınız? Bakara Suresi, 80 diye soruyor.

Bir de, “Allah’tan ümit kesilmez, o halde Allah bizi cehennemden de kurtarabilir,” düşüncesinde olanlar var. Oysa Kuran’a bakarsak görürüz ki, cehennemi boylamış biri için artık ümit yoktur. Sen, Allah’tan ümit kesmeyecek kadar takvalı, bu kadar Allah’a güvenen, sakınan biriysen cehennemde ne işin var ki zaten? Allah, iman edip sakınanları kurtaracağını söylüyor. Siz önce Allah’ı umursamayıp cehennemi hak edin, sonra da orada Allah beni kurtarsın diye duaya koyulun! Allah, cehennemde bile benden ümit kesmeyin demiyor, tam aksini söylüyor, “Sizi unutuyoruz, sabretseniz de sabretmeseniz de bir,” diyor!

“Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok.” İbrahim Suresi, 21

“Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüz yüze geleceksiniz.”

Tur Suresi, 16

Şöyle denilir: “Unutuyoruz sizi bugün! Tıpkı sizin, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz gibi. İşte böyle! Sığınağınız ateştir; hiçbir yardımcınız da olmayacaktır.” Casiye Suresi, 34

Müminler, son pişmanlığın fayda vermeyeceğini bilirler. Allah’tan ümit kesmemeyi henüz hayattayken yaparlar, O’na layık bir kul olmaya çalışırlar. Herhangi bir sıkıntıda Allah’tan ümit kesmezler ve günahlarının bağışlanması hususunda da ümitlerini yitirmezler.

Konumuzla ilgili, “Sonsuz azap adaletsizlik mi?” yazısını da okuyabilirsiniz:

http://allahateslim.com/2015/04/15/sonsuz-azap-adaletsizlik-mi/

 

“Cehennemden Cennete Geçiş Var mı? Eninde Sonunda Herkes Cennetlik mi Olacak? Cennet Cehennem Sonsuz mu?” için 7 yorum

  1. Merhaba, biliyorum konu ile alakasız fakat uzun zamandır aklıma takılan bir soru var.Belirtmeliyim Iki senedir Müslümanım fakat bu aksinin mantıksız oluşundan kaynaklanıyor. Bu sorumu her kesimden müslümana sordum, Şeyhçisi, muvahhidi, hadisleri reddedeni, akıl mantık süzgecinden geçireni vs. Fakat bırakın yanıtı, tek bir yorum bile alamadım. Sorunun cevabı benim için inanç bakımından birşey değiştirmeyecek, fakat beynimde sorularımın cevabı olmadığı zaman, ilerleyemiyorum. Sürekli aynı yere dönüyorum.
    Sorum şu, çoğu yerde dikkatimi çekti, Allah müminlere sesleniyor ve daha sonra kadınlar hakkında hüküm veriyor, atıyorum şu şekilde, "Ey müminler, yetim hakkı yemeyin ve kadınlarınızla iyi geçinin." Hemen Kuran'dan örnek veriyorum;

    Muhammed Esed mealinden, Maide 6:
    " Siz ey imana ermiş olanlar! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. Ama eğer hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı gidermişseniz yahut bir kadınla birlikte olmuşsanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız."
    Iman edenler ve kadınlar ile birlikte olmak..
    Mümin kavramı eril değil ki. Ve Islamda eşcinsel ilişkiyi yasaklar. Bilmiyorum.
    Selam ile, ayrıca blog için de ayriyetten teşekkür ederim

  2. Merhaba, biliyorum konu ile alakasız fakat uzun zamandır aklıma takılan bir soru var.Belirtmeliyim Iki senedir Müslümanım fakat bu aksinin mantıksız oluşundan kaynaklanıyor. Bu sorumu her kesimden müslümana sordum, Şeyhçisi, muvahhidi, hadisleri reddedeni, akıl mantık süzgecinden geçireni vs. Fakat bırakın yanıtı, tek bir yorum bile alamadım. Sorunun cevabı benim için inanç bakımından birşey değiştirmeyecek, fakat beynimde sorularımın cevabı olmadığı zaman, ilerleyemiyorum. Sürekli aynı yere dönüyorum.
    Sorum şu, çoğu yerde dikkatimi çekti, Allah müminlere sesleniyor ve daha sonra kadınlar hakkında hüküm veriyor, atıyorum şu şekilde, "Ey müminler, yetim hakkı yemeyin ve kadınlarınızla iyi geçinin." Hemen Kuran'dan örnek veriyorum;

    Muhammed Esed mealinden, Maide 6:
    " Siz ey imana ermiş olanlar! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. Ama eğer hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı gidermişseniz yahut bir kadınla birlikte olmuşsanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız."
    Iman edenler ve kadınlar ile birlikte olmak..
    Mümin kavramı eril değil ki. Ve Islamda eşcinsel ilişkiyi yasaklar. Bilmiyorum.
    Selam ile, ayrıca blog için de ayriyetten teşekkür ederim

  3. Merhaba,

    Kur'an, kadınların insandan bile sayılmadığı, doğar doğmaz gömüldüğü, özgürlüklerinin elinden alındığı bir topluma indi. Kuran, önce peygambere ve erkeklere ulaşarak, kadın ve erkekler arasında bir üstünlük olmadığını, üstünlüğün takva ile olduğunu duyurarak bir devrim yaptı. Allah bazı ayetleri o şekilde uygun görmüş. Zaten Hucurat Suresi 13'te üstünlüğün takvada olduğu bildirilmiş. Pek çok ayette "inananlar" şeklinde veya "insanlar" şeklinde hitap var. O yüzden bana garip gelmiyor. Ayrıca yıllardır Kur'an okuyan birisi olarak, Kur'an'ın ve Allah'ın tüm hikmetlerini tam manasıyla çözemeyeceğimizi düşünüyorum.

    İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. Bakara Suresi, 255

    Blogumu okumanıza memnun oldum. Selamlar

  4. Çelişkiler, tutarsızlıklar midemi bulandırıyor. Etrafım dünyaya neden geldiğini, nereye gittiğini sorgulamayan ve sorguladığım için bana garip insan muamelesi yaparlarla dolu. Bazıları benimsiyor bir şeyleri. dini, ateizmi yada deizmi. farketmez. Ama bu insanlar o kadar eksik geliyor ki bana, kendimi çöldeki bir ağaç kadar yalnız hissediyorum. Müslüman olmak istiyorum. Demek istediğim şey müslüman gibi yaşamak. Genel toplum ahlakından ötürü yapmadığım davranışlar zaten müslümanlıkta da günah olarak geçiyor. Bu bakımdan şanslıyım. Bide müslüman olmak istememin sebebi ahiret inancım ve hayatı sorgulamaktan çok sıkılmış olmamın getirdiği halsizlik. Bir şeye tutunma ihtiyacım doğrultusunda bana en sıcak gelen dini seçtim yine. Ailem hep bu dine inandı. Ama bir bakıyorum da ailem benden o kadar uzak ki. Ve biliyorum, bu kadar uzak olmamızın nedeni benim bu kadar ortada bir insan olmam. Çocukluktan beri yetiştiğim iki apayrı çevrenin saçma meyvesiyim. Sayısız ateist arkadaşım oldu. Hem onlarla arkadaşlığımı yürütüp hem de dindar anneannemlerle ilişkimi yürütmekte hep çok zorlandım. Hayatımda uyum olmayınca bir yerlerden açık veriyorum. Ayrı çevrelerim yüzünden uç şeylere şahit oldum. Amsterdam'da her türlü olaya şahit olup, 1 hafta sonra görücü usulüyle evlenen kuzenime şahit olup hala hayatına normal devam eden insan olamadım ben. Güçsüz müyüm yoksa uyumsuzluk canımı mı yakıyor. Bilmiyorum. Hakikaten çok yoğun yaşıyorum bu hisleri. Gündelik işlerimi aksatacak derece. Doyurucu bir üslupla yazamadığımın farkındayım. Zaten amacım içimi bir yere dökmek. Sizden ricam ise son zamanlarda çok popüler ve kullananların hayatlarına yön verdiğini söylediği "çekim yasası"nı din ile ilişkilendirmeniz. Eğer buraya kadar okuduysanız şimdiden çok teşekkürler. Sevgiler selamlar.

  5. Merhaba;

    İnanın ben de toplumdaki insanlarla mutlu değilim, onlardan hoşlanmıyorum. Yolum da onların çoğunun yolundan farklı zaten: Kur'an yolu. Ben ve benim gibiler de zaman zaman kendimizi çok yalnız hissedebiliyoruz. Bizim de farklı düşüncelerden arkadaşlarımız oldu. Bizi de tanıdığımız her insan (aile, akraba, iş-okul arkadaşı vs.) rahatsız edebiliyor. Yani demeye çalıştığım şu aslında, bu olaylar sadece sizin başınıza gelmiyor. Sayıca çok çok az da olsa sizin gibi düşünen insanlar olduğunu ve başınıza gelen olumsuzlukların onların da başına geldiğini bilin.

    En doğru yolu ben de sizin gibi sorgulayıp İslam'da buldum ve yanına başka kitaplar koymayarak tek başına Kur'an'ı kabul ettim. İslam'ı bulduktan sonra bize düşen, sımsıkı Kuran'a sarılmak ve çevreyi mümkün olduğunca boşverip kendi işimize bakmak. Ben yıllardır böyle yapmaya çalışıyorum. Zaman geçtikçe ve ben yolumdan dönmedikçe, her şeyin daha da rayına oturduğunu, güzelleştiğini gördüm. İnanın, halen daha çevredeki insanlar, tanıdıklar ve tanımadıklar, hepsi sorun çıkarmaya devam ediyorlar. Bu kötülerin dünyasında Allah'a sığınmaktan ve O'nun bize güzel yollar açmasını dilemekten başka çaremiz yok.

    Çekim yasası denen şeyin spiritualist bir safsata olduğunu düşünüyorum. Din ile ilişkilendirilecek bir tarafı yok. Allah, pozitif düşünüp rahmetinden ümit kesmememizi ister, dua etmemizi ister. Fakat duamda niye "Rabbim beni cehennem azabından koru", " Rabbim beni zalim insanlardan koru" diyemiyim ki? Rabbim beni ateş azabından koru diye dua etmek de pozitif dua etmektir aslında. Zaten insan olduğumuz için ister istemez bazı şeylerin olumsuzu aklımıza düşecek bence. Olumsuz düşünürsek her şey olumsuz gider, olumlu düşünürsek her şey olumlu gider felsefesine inanmıyorum. İnsanlar gerçekleşmeyecek bir konuda olumlu düşünüp sonra hayal kırıklığına uğrayabilirler. Hatta bana göre bazı konularda olumsuz düşünmenin faydaları bile vardır. Mesela, bir mümin olarak kendimi peygamberlerden veya diğer müminlerden daha geride görüyorsam, bu benim Allah yolunda daha çok çalışmamı sağlayabilir. Veya gece dışarda sapa bir yoldan gidersem başıma kötü bir şey geleceğini düşündüğüm için daha işlek yolu tercih edip tedbirli davranabilirim. Bence aklımızı kullanmayı öğrenir ve geliştirirsek ne isteyip ne istemeyeceğimizi de bilmiş oluruz.

    Selamlar

  6. Yazılarınız çok değerli ve de gerçekten mümince yorumlar mevcut. Kuran talebesi olan ve de kendini vahiyle inşa eden sizin gibi insanlar arttıkça Kuran’ın ve peygamberin mesajlarının tüm insanlık için ne kadar kritik olduğu tekrar tekrar anlaşılacaktır. Dinin hayatın tam içinde olması ve bunun da dinimizin emri ve peygamberin sünneti olduğunu Kuran ın tüm mesajlarında açık ve net olarak yer almaktadır. Fakat uydurulan din, insanları sadece insanları uyuşturmak ve sorgulamaya fırsat vermemek için ,bilinçli bir şekilde tüm inananları ALLAH ın bizlere göndermiş olduğu gerçek mesajı öğrenmemize engel olmak için, bizleri Kuran ve sünnetten uzaklaştırıp, insanları ritüellerle oyalayıp durdu.Müslüman hayatın her alanında yer alıp ,iyilik üreterek ALLAH ın rızasını kazanmayı amaç edinmelidir. Bu mesaj açıktır nettir ve kitabımız kendi kendini tefsir eder ve de açıklar. Aksini söyleyen bu dinden olamaz. Tüm aksi söylemlere rağmen kainata gelen, Rabbini arayan ve hayatı sorgulayan her insanın tüm cevapları bulabileceği tek, son ve de bozulmamış kitap Kuran-ı Kerim dir ve bizler buna iman etmiş insanları. ALLAH yar ve yardımcınız olsun….

    1. Yazılarımızın okunması ile mutluluk duyuyoruz, değerli yorumlarınız için teşekkürler:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.