Kuran’daki “Eşi Olmayanları Evlendirin” Emri Hakkında

Kuran’ın birçok önemli emri gözden kaçmakta, “Eşi olmayanları nikahlayın” emri de onlardan biri. Bence Kuran’ın şahane emirlerinden bir diğeridir bu emir. Bekar insanları zinadan uzak tutarak evlilik sözleşmesiyle birbirine bağlamak hem bireyler hem de toplum için çok güzeldir. Evlilik olunca, -eğer doğru kişiyi bulmuşsak- insanlar mutlu olacak, hayata yalnız değil bir hayat arkadaşı ile devam edecek ve zina gibi çirkin davranışların önü tıkanmış olacaktır.

Evlilik güzeldir fakat evliliğe giden yol parasal açıdan durumları uygun olmayanlar için biraz sıkıntılı bir süreçle başlayabilir. Çünkü insanlar gençse, hayatlar oturmamışsa, maaşlar yoksa veya yetmiyorsa, bir ev tutup da birlikte yaşanabilecek bir ortam doğamıyorsa, bu durumlar kavuşmak isteyen iki insanı üzebilir, ümidini kırabilir. Evlilik düşüncesinde olanlar vazgeçmemeli, sınırları zorlamalılar elbet, çünkü eğer başarırlarsa ve Allah yolundaysalar eğer yakında Allah dilerse çok büyük bir lütuf ve mutluluk kendilerini bekliyor olacaktır (Onlar sizin için giysidir, siz de onlar için giysisiniz. Bakara Suresi, 187).

İşte bence bu noktada biz hayatı oturmuşlara, biz maaşlılara, biz evli barklılara bazı görevler düşüyor. İki mümine iyilik yapmak, iki müminin bir yuva kurmasına destek olmak çok güzel olmaz mıydı? Bakalım Kuran ne diyor?

Ve sizden eşi olmayan erkekleri ve hizmetiniz altındakilerden salih olanları ve eşi olmayan kadınlarınızı evlendirin. Onlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Çünkü Allah’ın lütuf ve ihsanı pek geniştir; O her şeyi hakkıyla bilir. (Nur Suresi, 32)

Özellikle parası olmayan insanları evlendirmek için bir çaba sarf etmenin ne kadar hayırlı olabileceğini bir düşünün. Önce bekar halimizi, şimdiyse evli halimizi düşünelim, belki aradaki farkı daha iyi anlarız. İki insanı evlendirmek demek yalnızca çöpçatanlık yapmak demek olmuyor. Onlara sadece manevi destek olup sırtlarına vurmakla da olmuyor. Herkesin elini biraz cebine atması gerekiyor. Onlara elden geldiğince imkanlar yaratmak gerekiyor, önlerini tıkamak değil.

Günümüzde insanlar çevrelerinin de baskısıyla “her şeyleri tam” olarak evlenmek istiyorlar. Mükemmel çeyizler, mükemmel perdeler, mükemmel bir semtte güzel bir ev, mükemmel bir araba, mükemmel bir buzdolabı, mükemmel eşyalar, havludan terliğe, düğünden gelinliğe kadar her şey mükemmel olmalı ki evlenebilelim düşüncesindeler. İki saatte olup bitecek bir düğün için binlerce lira harcanıyor. Zaten o düğün gerçekleşene kadarki hazırlıklar yıllarca sürüyor. Ben bu paket programı yanlış buluyorum. Çünkü evliliğin ertelenmesi başka sorunlar yaratabilir; insanlar evlenmeden zinaya başvurabilir, evlenemiyoruz diye ümitsizliğe kapılabilir, evlenmeyi çok masraflı bulup evlenmekten vazgeçebilirler. Ayrıca ruhumuz ve bedenimiz de bir an önce sevdiğimiz insanla olmayı istiyor, beklemek istemiyor. Bence toplumun esiri olmayıp eş adayımızı güzelce tanıdıktan sonra çok uzatmadan evlenmeliyiz. İnsanlar evlenmeyi erteleyip kendilerini evliliğin getirdiği maddi güçlüklerden kurtarmak isterken daha fazla zora sokuyorlar ve bunun sonucunda uzaktaki bir evlilik hedefini mutsuzca bekleyen insanlar oluşuyor. O uzak evlilik tarihi ve o zamana kadarki süreç evlilik kurumundan daha önemli hale gelebiliyor. Bize dayatılan bu paket evlilik programını hazır almadan önce kendi kendimize sormalıyız: “Kır düğünüm olmasa n’olur, arabam olmasa n’olur, yerler parke olmasa n’olur?” Bu eşyacıklar bize evlenmek istediğimiz eşimizden daha çok mutluluk sunacak değiller ya!

Ayetteki, “Allah onları zengin eder” ifadesi de çok enteresan bence. Büyüklerden duymuşsunuzdur, herkes geçmişte ne zor şartlarda evlendiğinden, ne sıkıntılarla yüzleştiğinden yakınır durur, çoğunun şimdiki maddi durumu çok daha iyi olabilmiştir. Allah onlara imkan vermek istemiştir. Bir sıkıntıdan sonra rahatlatmıştır. O nedenle bu ibreti unutmamak lazım, sıkıntılara göğüs germek lazım, daima Allah’tan ferahlık dilemek lazım.

Çok güzel bir uygulama var: Takı merasimi. Tanıdıklar geliyor ve yeni evlenen çifte maddi yardımda bulunuyorlar. Gerçi böyle güzel bir olayın bile adı kirletildi, insanlar birbirlerine taktıklarının çetelesini tutuyorlar ama bunu masumca düzenleyenler de, verdiklerini helal edenler de vardır elbet. Bu uygulama bence çok güzel bir uygulama. Birçok maddi sıkıntıyla, borçla harçla evlenmeye çalışan, yeni bir hayata, yeni bir eve geçen insanlar biraz olsun rahatlayabilecekler böylece. Bence Kuran’a uygun, güzel bir gelenek.

Fakat benim bizzat tanık olduğum odur ki, yeni evlenen veya evlenmeye çalışan genç insanların, büyüklerce, hali vakti yerinde olanlarca zerre umursanmaması olayı. Hatta bu kişiler ister yakın akrabanız olsun, ister çok yakın dostlarınız. Yakınım dediğiniz insanlar bile, -hatta bunlar anne babanız bile olabilir- “paran yoksa evlenme o zaman” modundalar. “Paran yoksa evlenme, paran yoksa buluşma, paran yoksa evliliği unut, önce okulu bitir maaşın olsun, önce para biriktir!” benzeri cümleler… Bence bu ne mümin tavra, ne de yukarıdaki ayete uygun bir davranış. İnsanlar, özellikle de mümin insanlar birbirlerine destek çıkabilecek, yakınlarının evlilik düşüncesiyle mutlu olabilecekken, tam aksine “Evlenmek senin neyine çulsuz!” derlerse kibirli bir tavır takınmış olurlar. Önemli olanın takva olduğunu müminlerin bilmeleri lazım.

Ayrıca insan niye sevdiği bekar bir yakının haline üzülmez ki? Sevdiğimiz bir dostumuz hayat arkadaşını bulamamışsa bu bizim umursamamamız gereken önemsiz bir konu mudur, yoksa arkadaşımızın hayatının en önemli bir parçasıyla alakalı üzülmemiz gereken bir konu mu? Neden insanları evlilikten soğutuyoruz da evlilik kurumuna teşvik etmiyoruz? Maddi durumu çok da iyi olmayan iki insan evlenmek istiyor, başlarına gelmeyen kalmıyor. Herkes Nur Suresi 32. ayetin tam tersi şekilde davranıyor. “Şimdi evlenmeyin sürünürsünüz, önce işinizi kurun, paranızı biriktirin 5-10 yıl sonra evlenirsiniz” demeye başlıyor. Sanki okulların biteceğinin, paraların biriktirileceğinin, dayalı döşeli evler alınacağının ve tüm bunlar olurken bekar olarak mutlu olunacağının bir garantisi varmış gibi.

Bazı gençler birçok konuyu hesaplayamayıp evliliğin ne olduğunu kavrayamadan, evlenmek isteyebilirler. Evlenmek bir sürü manevi sorumluluğu beraberinde getirecektir. Artık bir değil, iki kişi olacağımız için; evliliği Kuran’a göre yaşayamazsak, bu birliktelik, düşmanlık ve ayrılığı da beraberinde getirebilir. Allah’ın önerilerinden haberdar olmama, olup da uymama durumunda, boşanma gibi sonuçlar gerçekleşebilir. Eğer biz müminsek neyin ne olduğunu tartabiliyorsak onlara yol gösterebiliriz. Kendileri için biraz daha süre gerektiğini güzel bir dille anlatabiliriz. Tarafların evlilik sorumluluklarının bilincinde olmaları gerekir, klasik evlilik andında olduğu gibi, hastalıkta sağlıkta, zenginlikte fakirlikte…

Maddi durumunu yeterince geniş görmediği ya da kimseden maddi destek bulamadığı için evliliğe cesaret edemeyenlerin, Allah’ın yoksul çiftlere ileride imkanlar vereceği vaadini hatırlayarak, imkanları zorlaması yerinde olacaktır. Mümin eş adayımızı imkanları zorlamadığımız için elimizden kaçırmamız demek, güzel hayırlara hizmet edecek bir birliktelik imkanını kaçırmamız demektir. Her zaman bize en uygun eş adayını bulmamız kolay olmayacaktır.

Şimdilik nikah imkanı bulamayanlara, kendisine uygun eş adayı bulamayıp, maddi imkanlarını zorlamayanlara düşen “Nikâh imkânı bulamayanlar, Allah kendilerini lütfundan zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar… Nur Suresi, 33” ayetini uygulamak olacaktır.

Fakat çevremizde gayet aklı başında, neyin ne olduğunu bilen, evlilik sorumluluğunu taşıyabilecek iki insanın evlenmek için çırpındığını görüyor ve kafamızı öte yana çeviriyorsak, hatta bundan da öte gidip “Evlenmek kim, siz kim?” diye iç geçiriyorsak müminliğimizde bir problem var demektir.

İnşallah artık evliliğin sadece bize özgü bir kurum olmadığını anlar ve fakir de olsalar insanları hor görmek yerine, şartları ölçüp tartarak en uygun kararları veririz. İnsanları evlilikten uzaklaştırmak yerine evliliğe teşvik edip yuva yapanlardan oluruz.

Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız; her ne harcarsanız şüphesiz Allah ondan tamamıyla haberdardır. (Ali İmran Suresi, 92)

 

“Kuran’daki “Eşi Olmayanları Evlendirin” Emri Hakkında” için 5 yorum

  1. Kuran’a göre mümin aklı selim iki insanın evlenmesi, çok güzel hayırlı bir olaydır.
    Elbette böyle iyi bir olaya vesile olan, bu çiftlere yardım edenlere de hayırlı bir pay vardır.

    “Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.” Nisa suresi, 85

  2. iyi güzel de şu an Kurandaki bahsedilen o ayetleri yaşamaktan uzagiz çünkü o zaman gerçek musluman birliği ve ümmeti ve ayetlerin ne demek istediğini uygulayan yol gösteren elçi vardı şimdi biz sonraki yazinda belirttigin gibi tek kişilik ummetiz su an Müslüman. ümmeti yok anlasacagimiz mümini bulup evlenmek küçük ihtimal

    1. O zamanlar elçi vardı, fakat zaten elçi de Kuran’dan konuşuyordu, Kuran’a çağırıyordu. Mümin olmak sadece peygamberlerin geldiği döneme has bir durum değildir. Yaratıcımızın kitabı bize kıyamete dek yol gösterebilir. Anlaşılacak kişi bulup evlenmek herkes için bir problemdir. Allah’tan ümit kesmemek, Allah’tan hayırlı bir eş istemek ve bunun için çabalamak gerekiyor.

  3. Efendim iyi günler,
    Yazınızı ilgiyle okudum ve bir kaç yorum yapmak istiyorum müsadenizle.
    Öncelikle, ben ilgili Kur’an ayetlerini sizin gibi anlamıyorum. Orada Yaratıcı evliliğe istekli bireyleri evlendirin diyor bence. Yoksa sizin dediğiniz gibi anlarsak meseleyi, bakkalın, kapıcının, üst komşu Necla Teyze’nin vs. benim özel hayatıma burunları sokup evlendirme ve evlenmem için taciz etme hakkını da vermiş olmaz mıyız? Sizin bu yazınızı okuyan bir kitle insanı hemen çevresindeki bekarları rahatsız edip neden evlenmiyorsun bak şurada şu kişi var gibi embesilliklere kalkışmayacak mı? Kur’an asla eşi olmayanları evlendirin demez. Allah evlilik yanlısı da değil bence çünkü bunun bir mantığı yok. Neden evliliğe teşvik etsin ki kendi halinde yaşayıp bekar kalanı ve evlenmek istemeyeni? Çünkü Yaratıcı az ama kaliteli nüfus ister. Tekasür suresinde bu konu tafsilatlı bir şekilde anlatılır. Bu yüzden önüne gelen evlenmemeli. Neymiş efendim zinaya düşerlermiş. Yapmasınlar efendim. O zaman sizin mantığınızdan gidecek olursak yalan söylenmesin diye insanların dillerini keselim. Olur mu öyle şey? (Yazınızda bir türlü aklımın ve fıtratımın kabul etmediği çok nokta var. ) Çok afedersiniz ama beni yaratan iradenin emrini takmayacağım, bu beni zinadan uzak tutamayacak; bir tane erkek/dişi cinsel organı beni evlenince zinadan uzak tutacak öyle mi? Çok komik. Yapacak olan kadın/erkek evlenince de yapıyor. Yani evlilik zinadan korumazmış. Bu aynı şeye benziyor; Allah emrediyor başını ört diye yapmıyor, evleneceği adam kapan yoksa seni almam diyince bir saatte kapanıyor. Bu en alçak dinsizlik örneği değil de nedir?(başörtüsünü farz kabul ettim burada)…İki taraf da evlenmeyi istiyorsa deli gibi o zaman maddi durumu iyi olanlar tabi ki ayet gereği yardım etmeliler. Ve her şey mükemmel olsun denilen paket proğramların şaçmalığında da katılıyorum size. Bunlarda hemfikiriz. Problem yok.

    Evlilik kurumu teşvik edilecek bir kurum mu? Asla. Ben asla çevremde mutlu evlilik duymadım. Neden milleti uçuruma atayım teşvik ederek? İlgili Kur’an ayetlerini geleneğin elinden kurtarınca çok farklı yere gideceğimizden eminim. yüzyıllar önce halifelere savaşop ölecek erkek lazım olduğu için müfessirler kelleleri gitmesin diye bu şekilde yorumlamışlar bence. Evlilik toplumda az bir kesimin yapması gereken bir şey mantıken.

    şöyle demişşiniz: ”Mümin eş adayımızı imkanları zorlamadığımız için elimizden kaçırmamız demek, güzel hayırlara hizmet edecek bir birliktelik imkanını kaçırmamız demektir. Her zaman bize en uygun eş adayını bulmamız kolay olmayacaktır.” bu 21. yy kapitalist mantığı işte…imkanları zorlamayınca yani param biraz azsa kız/erkek gidecek, birliktelik imkanım kaçacakmış. cehennme kadar yolu var. 3 kuruş geçici dünyalık için beni terkeden evlendikten sonra parasız kalınca da terkeder. şimdi defolup gitmesi en hayırlısı. hem ben ”ayşe olsun o olmazsa fatma olsun” mantığına da karşıyım. İnsan bir defa aşık olur. O kişi olursa evlenir olmazsa ömür boyu kimseye bakamaz bile. Gerçek aşk, sevgi bunu gerektirir. Bir çocuk dünyaya geliyorsa yaş geçtiği veya yaş ile doğurganlık azaldığı için evlenenlerin çocukları değil, gerçek aşkın meyvesi olmalıdır.
    Cenab-ı Peygamber, neden 25 yaşına kadar bekledi? 17 sinde evlenmesi? veya büyük bir yaş aralığını dul geçirdi.? gerçekten sevebilmeyi yani aşık olabilmeyi beklemiş olmalı. yoksa iyi kötü kız, eli yüzü düzgün boşver evlen gitsin mi deseydi?
    Not: Takı merasimini Kur’an’a uygun bulmuşsunuz. Asla kabul etmiyorum. Belki teoride doğru ama biz hayatta pratiği yaşıyoruz. Hiç kimse ama hiç kimse yeni evlenenlere katkı olsun diye takmıyor o altınları, 5-10 yıl sonra benim de oğluma kızıma taksınlar nasıl olsa altın değerleneceği için win win win olacağım diye düşünüyor bencil, beleşçi ve kurnaz türk insanı. Millet altın taktığımı görsün, zengin zannetsinler diye takıyor yüzde 99. Namuslu insan gider kimseye görünmeden çiftin cebine, kesesine sıkıştırı. Allah bilsin yeter der…Geçtim bunları, elin adamı neden bana bir şey takıyor ya. Benim elim kolum yok mu? Geçimimi sağlarım ben. Benim prensiplerime göre takı merasimi yapıp bir şeyler kabul etmek izzetinefse aykırı. Ahlaklı ve onurlu insan kabul edemez. Hele Kur’an mümini asla.

    1. Merhaba, evlilik konusundaki hassasiyetinizi anlıyorum ama, şimdi daha geniş çaplı ve Kuran merkezli düşünmeye çalışalım.

      1- Allah, tabi ki herkes herkesi zorla evlendirsin demiyor. Böyle bir şey yok. Evlenmeye niyeti olanlardan söz ediyoruz. Yoksa kimse diğer insanların hayatına, özeline karışamaz. Bir mümin insanlara rahatsızlık vermemeye çalışır.

      2- ”Mümin eş adayımızı imkanları zorlamadığımız için elimizden kaçırmamız demek, güzel hayırlara hizmet edecek bir birliktelik imkanını kaçırmamız demektir. Her zaman bize en uygun eş adayını bulmamız kolay olmayacaktır.”

      Bu kısımda anlatmak istenilen, bu işlerin yoğun gayretle başladığı. Yoksa bizi yarı yolda bırakıp gidecek bir hayat arkadaşı istediğimizden değil. Tabi ki çaba sarf edeceğiz, bir araya gelmenin yollarını arayacağız. Zaten kimse kendisini yarı yolda terk edecek birini istemiyor. Şartları zorlamak gerekir anlayacağınız, hele ki, ilişkinin en başında. İnsanların birbirini tanıması gerekiyor, tanışıp, konuşmak, görüşmek gerekiyor ve bunları yapmak için de herkesin şartları yerli yerinde olmayabiliyor. İmkanları zorlamayıp karşımızdakini boşlarsak, belki bir daha istediğimiz kriterlere bu kadar uygununu bulamayacağız. Elimizden geleni yapmalıyız kısacası, mümin ile müminin evliği hayırlara vesile olabilmektedir.

      3- Yazıdan asla “Hemen birini bulup evlenin kim olursa olsun” diye bir sonuç çıkmıyor. Diğer yazılarımıza da biraz göz atarsanız göreceksiniz ki biz bunun tam tersinden yanayız. Yani oldukça fazla konuda hemfikir olmak gerekiyor, aynı kafada olmak gerekiyor evlenmek için.

      4- Takı merasiminin dinen de bir sakıncası yok. Bunu gösteriş için veya zorla yapanın kendi sorunu. Kimse zorla insanlara para verdirtmiyor. Fakat yeni kurulan aileye bunu bir yardım olarak düşünmemek için de bir neden yok. Yani hali vakti yerinde olanlar takı merasimi düzenlemese de olur elbette. İsteyen düzenler istemeyen düzenlemez. Siz istemedikten sonra kimse size takı merasimi yaptıramaz zaten. Fakat ihtiyaç içindeki kişilere bunun yapılmasının taraftarıyım. İnsanlardan zorla bir şey talep edilmiyor. Ahlaklı ve onurlu bir mümin nasıl ki zora düştüğünde borç veya zekat yardımı alabiliyorsa, takı merasimi de yapabilir. Bu sadece bir gelenek. İnsanların gelip de kendi rızalarıyla para takmaları, bizi ahlaksız ve onursuz kişiler yapmıyor.

      5- Sizin çevrenizde mutlu evlilik yoksa, veya size hiç denk gelmediyse, bu tüm dünya için geçerli olur mu sizce? Dünya içerisinde mutlu evlilik yoktur diyebiliyor musunuz? Kötü bir evlilik sürüyorsa bunu bir uçurum olarak görebiliriz fakat anlaşan ve destekleşen iki insan, mutlu olabilen iki insanın evliliğini neden kötü bir şey olarak görelim?

      6- En önemli cevabı sona sakladım. Allah evlilik yanlısı değil diyorsunuz ama Kuran hiç de böyle demiyor. Kuran’da bekarlığı tavsiye eden kaç ayet gördünüz? Ben hiç görmedim. Allah evliliği tavsiye etmese, “Onlar sizin için giysidir, siz de onlar için giysisiniz.” demezdi.

      Veya şöyle de demezdi: “Onun ayetlerinden biri de sizin için, kendilerine ısınasınız ve aranızda sevgi ve rahmet koysun diye nefislerinizden eşler yaratmasıdır. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ayetler vardır.” Rum Suresi, 21

      Rabbimiz, evliliğe teşvik eder, evlendikten sonra da yuvayı dağıtmamaya teşvik eder.

      Yazıda geçen ayetin evliliğe teşvik ettiği açıkça anlaşılıyor zaten:

      Ve sizden eşi olmayan erkekleri ve hizmetiniz altındakilerden salih olanları ve eşi olmayan kadınlarınızı evlendirin. Onlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Çünkü Allah’ın lütuf ve ihsanı pek geniştir; O her şeyi hakkıyla bilir. (Nur Suresi, 32)

      Hatta evlenip fakir olmaktan korkanlara da lütufta bulunacağını söylüyor. Bu teşvik değil de nedir?

      Evlilik, birçok olumlu sonuca yol açar, bunlardan biri de insanları zinaya düşmekten kurtarmaktır. Yetişkin olup da cinsel ihtiyacını karşılamak isteyen kadın/erkek, bu ihtiyacını evlilik ile helal yoldan rahatça karşılayabilir. Evlilik gibi bir imkan varken neden kendimizi zora sokalım? Neden kendimizi riske atalım? Elbette aradığımız kriterlerde birini bulamazsak sabretmeliyiz, fakat bulmak için çaba sarf etsek, Allah’ın uygun gördüğü bir şeye karşı gelmesek daha iyi olmaz mı? Belli ki bizi karşı cinse muhtaç yaratmış.

      Yukarıdaki yorumunuzun, din değil, sizin şahsi düşünceleriniz olduğunu hatırlayın ve daha dikkatli düşünün lütfen…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.