Elçileri Ücret İstemeyen Dinin, Ücret Alan Hocaları…

sri-lanka-tree-scene_95236_990x742

Bu konu aslında çok kere gündem olmuş bir konu. Ben de Kuran’daki ayetlerle bir kere daha hatırlatmak istedim.

Bazıları kendilerince, “E ne yapalım, onun da paraya ihtiyacı var, kendisini dini anlatmaya ve anlamaya adamış, hep bunlarla meşgul, o da bir şekilde geçinmek zorunda’’ diyerek fanatiği oldukları hocaları aklamaya çalışıyorlar.

Kuran’a baktığımızda, dini anlatmaktan para kazanmak bir mümin için yasaktır. Dini anlatarak para kazanan kimselere de uyulmaması gerektiği (onların takipçisi) olunmaması gerektiği bildirilir.

Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar. 

(Yasin Suresi, 21.ayet)

Bu ayetten, dini anlatmaktan para kazanmanın çok kötü bir davranış olduğunu, doğruyu bulanın ancak dini anlatmaktan para kazanmayanlar olduğunu anlıyoruz. Bizlere de para kazanana uymamamız emrediliyor.

Yasin okutmaya hoca çağrılır, hoca paranın miktarını açıkça söylemez ama ne kadar para verilirse onu alır(!) İşte böyle uygulamaların dinde yeri olmadığını anlıyoruz.

Anlamadan Kuran okumak ise, Allah tarafından ağır bir biçimde ayetlerde eleştirilmiştir. Ölünün arkasından da Kuran okumanın ölüye bir faydası olmaz, Kuran dirileri uyarmak için vardır. İçinde dini emirler, dini öğretiler yer alır, ölünün affına yönelik hizmet edecek sözler barındırmaz. Bir ölünün ardından, ancak Müslümanlar ibret almak için, dirileri uyarmak için Kuran okuyabilir. Bu da ancak anlaşılarak okunmasından geçer. Ölmüş kişiye affedilmesi için dua edilebilir.

Daha önce de söylediğim gibi, Kuran “dini anlatmaktan para kazanmak yasaktır” mesajı veriyor ise, konu kapanmıştır. Bundan para kazanmayıp, gidip başka iş yapacaklar, dini ise sadece Allah rızası için ücretsiz anlatan insanlar olacaklar(!) İyi bari, başkaları da Allah’ın yasakladıkları başka pis işleri “geçinmek zorundayım” diye meşrulaştırsın, kumar ya da fuhuş serbest olsun mesela, olur mu böyle bir şey? Kumar yasak emri ile, dini anlatmaktan para kazanmak yasaktır emrinin hangisini biz kullar olarak yasak olmaktan çıkartıp serbest diyebiliriz? İkisi de yasaktır ve yapıldığı takdirde bahanesi yoktur.

Din adamlarını övücü hiçbir ayet bildirilmediği gibi hep din adamlarına karşı ağır eleştiri içeren ayetler indirilmiştir. Kuran’da zaten din adamı diye bir zümre de oluşturulmamıştır. Kuran’ın oluşturmaya çalıştığı toplum yapısında, kadın-erkek her mümin, Kuran’ı araştırmak, anlamak, bilmek ve içindeki mesajları insanlara aşılamak ile sorumlu tutulmuştur. Dolayısı ile, bu görevleri toplum adına yapacak din adamları gibi özel merciler olmasını değil, her bireyin dini aktarma bilincinde olması gerektiği bildirilmiştir.

Bazı hocalar din anlatmak için çıktıkları programlardan para almadıklarını söylüyorlar, kitaplarını internette ücretsiz yayımlıyorlar. Her ne kadar bu hocaların dini bazı konularda yanlışları tespit edilebilse bile, dini anlatma konusunda çok daha samimi oldukları ve takip edilebilir oldukları açık. Para istemeyenlerin genellikle “Kuran’ı siz anlamaya çalışın, elinize alın anlayarak okuyun” diyen hocalar olduğunu görüyorum. Gelenekçi uydurmaların peşine takılmış hocalarsa para alma konusunda bir sakınca görmüyor(!) Kuran’ı araştıran aklı başında her birey; yaşı, işi ne olursa olsun; takip edilen hocaların bile yanlışlarını tespit edebilme kapasitesine geliyor.

Bu zamana kadar, gönderilen hiçbir peygamber dini anlatmaktan ötürü para kazanmamıştır. Ancak savunma savaşı serbesttir, savaş ganimeti kazanmak başka bir şeydir, her Peygamber de savaş yapma durumunda kalmamıştır.

Allah’ın gönderdiği son elçi Muhammed Peygamberimiz de dini anlatmaktan para kazanmamıştır.

Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle: Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece alemlere bir öğüttür.

(Enam Suresi, 90.ayet)

Sen, bu tebliğin için onlardan bir ücret istemiyorsun. O, bütün alemler için bir hatırlatmadan başka şey değildir.

(Yusuf Suresi, 104.ayet)

Görüldüğü gibi diğer peygamberlerin de izlediği yol, son peygamberin de izlediği yol, tebliğden para kazanmamaktır. Her konuda peygamberin davrandığı gibi davranalım diyenler, iş paraya gelince, değişiyor anlaşılan.

Diğer Peygamberlerin de ücret istemediğine dair örnekler:

Hud Peygamber:

Ey halkım, buna karşılık olarak sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni Yaratandan başkasına düşmez.

(Hud Suresi, 51.ayet) 

Şuara Suresi, 127.ayette de Hud Peygamberin aynı sözü yer alır.

Nuh Peygamber:

Hem ben sizden, buna karşılık bir mal da istemiyorum. Benim ücretim, Allah’tandır.

(Hud Suresi, 29.ayet) 

Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: Siz hiç sakınmıyor musunuz? Ben sizin için gelmiş, güvenilir bir resulüm. Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin. Ben bunun için sizden ücret istemiyorum. Benim ödülüm sadece alemlerin Rabbine aittir.

(Şuara Suresi, 106-109.ayetler)

Salih Peygamber:

Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.

(Şuara Suresi, 145.ayet)

Lut Peygamber:

Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücret yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.

(Şuara Suresi, 164.ayet)

Şuayb Peygamber:

Ben bu iş için sizden herhangi bir ödül de istemiyorum; benim ödülüm âlemlerin Rabbi’nden başkasında değil. 

(Şuara Suresi, 180.ayet)

Görüldüğü gibi, bütün Peygamberler aynı şeyi söylemiştir. Kuran’da bu kadar sık tekrarlanılan bir gerçeğin, hala daha kendisine Müslüman diyen toplumda bilinmemesi, hala daha bu konu üzerinden tartışmalar olması, aslında dinimizdeki gerçeklerin nasıl da öğrenilmediğini gözler önüne seriyor. Kuran anlaşılarak okunmuyor ki gerçekler de bilinmiyor. İnsanlar kendisini hoca diyen, Kuran’a dayanmayan asılsız fetva veren, Kuran ile alakası olmayan ilmihal kaynaklarına beyinlerini bağlıyor.

Gerçek mümin, görüldüğü gibi, Allah rızası için yaptığı hiçbir işi, insanlardan maddi-manevi çıkar amacıyla yapmaz. Zekat verdiği insandan bile teşekkür beklemez. Beklentisi sadece Allah’tandır. Allah’tan bağışlanmayı, razı olunmayı ve daha sonra Allah’ın lütfuyla sonsuz güzel hayatla lütuflanmayı ümit eder.

Biz sizi yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de beklemiyoruz. (Dehr Suresi, 9.ayet)

Konu ile alakalı şu yazıları da öneriyorum:

Dini Konularda Hoca Onayı İle Hareket Etmek Ne Kadar Doğru?

Dini ilim sahibi olmak başkadır takvalı davranmak başka

http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin.html

her gün ANLAYARAK Kuran okumak bütün müslümanlara farzdır

Şeytan, Anlamını Bilmeden Okuyuşla Kandırır

Kuran Anlaşılmadan Okunur mu? Allah İmanı Kime Verir? Dinin Kaynağı Kurandan Başkası Olabilir mi?

 

 

“Elçileri Ücret İstemeyen Dinin, Ücret Alan Hocaları…” için 38 yorum

  1. Yazınızı okudum Allah razı olsun. Peki, hurafe dinini değil de gerçek dini anlatan bir hoca hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir hoca düşünelim ki okulunu da okumuş ve tamamen Kuran’dan konuşuyor, insanları Kuran’a yönlendiriyor. Kuran taraftarı toplamaya çalışıyor. Ve aynı zamanda da geçinmesi gerekiyor. Bu durumda böyle bir hocanın da imamlığı bırakması mı gerekiyor?

    Ya da mümin bir üniversite hocası öğrencilerine Allah-din-bilim tebliği yapıyor diyelim, onlara Allah’ı, O’nun yaratışını ve gerçek dini anlatıyor, bu kişi bunu tamamen Allah rızası için yapıyor, fakat bir yandan da geçinmesi ve ailesine bakması gerekiyor. Bu durumda bu hocamızın ne yapması gerekir?

    Aynı şekilde, Allah rızası gözeterek bir yardım kuruluşunda çalışan birini ele alırsak, onun durumu nedir? İnsanlara yardım etmeye çalışıyor, birtakım hayırlar sağlamaya çalışıyor, bunu Allah rızası için yapıyor fakat bir yandan da geçinmesi gerekiyor, ona da verilen bir maaş var. Ne yapmalı bu kişi? Para alıyor diye işi bırakıp başka iş mi bulmalı? Bu konulara da değinirseniz iyi olur. Sevgiler ve selamlar…

    1. Selamlar

      Sorularınız 3 tane, sırası ile Kuran’dan çıkardığım sonuçları paylaşıyorum.

      1. Sorunuza Cevabım.

      Sadece Kuran’dan konuşuyor, insanlara gerçek dini anlatıyor diye (Peygamberler de öyleydi) elbette bir hocanın, imamlık yaparak para kazanması, camilerde vaaz verip geçinmek için para alması onaylanamaz. Bu bir işe dönmüş demektir. Ne olursa olsun, bundan para/ücret talebi gütmemesi ve para almaması gerekir.

      2.sorunuza cevabım

      Aslında bu soru da 1.soru ile birlikte değerlendirilmeli ve durumlara göre değerlendirme değişebilir.

      Şöyle ki,
      bir hocanın felsefe okuyup ya da sosyoloji okuyup, üniversitede hoca olup, öğrencileri Kuran’a çeken biri olması, bu sıfatını kullanıp ekranlara çıkması farklı değerlendirilmelidir.
      Çünkü bu bölümleri okuyup, hoca olan insanlara ”İSLAM DİNİNİ ANLATACAKSIN” diye para verilmiyor. Bu bölümleri okuyup ateizm propagandası yapan var, KURAN’A ÇAĞIRAN hocalar var. Yani burada, durum, kişinin insayitifine kalıyor. Kazandığı makamı, İslam için hayırlı işler yapmak için kullandığı anlamına geliyor. İslam hakkında bilgilerinden ötürü, din hakkında konuşması için ekranlara çağrıldığında da durum değişir, çünkü kendisinden bizzat DİN ANLATMAK için talep gelmiş olur ki bu durumda para almaması gerekir.

      İmamlık yapmak ya da camide vaaz vermek farklı bir durum.
      Burada namaz kıldırdığı için, din anlattığı için gene işi DİN ANLATMA TEMELLİ BİR İŞ EDİNİP PARA KAZANMA söz konusu.

      Dinin belki de en başında diplomalı hoca okuluna döndürülmemesi gerekiyordu.”okulunun olması, eline dini anlatma diploması verilip, para kazanabileceği bir eğitmenliğe döndürülmesi” sakıncalıdır. Çünkü, her ne kadar vicdanım, İslam dinini gerçekten gerçeği öğrenmek için DİN ÖĞRETMENLİĞİNİ okuyup gerçek dini anlatanların yasak işlediğini söylemeye dilim varmasa da, ayetler bazında baktığımda, ayetler içinde bunu yapmanın meşru olduğu söylendiğinde, tutarsızlık yaşandığını düşünüyorum.

      3.soruya cevabım

      Yardım kuruluşunda çalışan birinin durumu çok daha farklı bir konu bence. Yardım kuruluşunda çalışan kişi, dini anlatma vazifesi edinmemiş bir kişidir. Dinin yayılmasına hizmet etse bile, o kuruluşu kuranların tuttuğu bir eleman olarak, kazandığı para YARDIM olarak düşünülebilir. Yardımla gelen paradan yararlandırılsa bile. Çünkü Kuran’a göre şu kişilere parasal yardım yapılabilir:

      Sadakalar/zekât malları Allah’tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
      Tevbe suresi 60.ayet

      Görüldüğü gibi parasal yardım yakın görünen kişilere, Allah yolunda olanlara, sadakalar ile ilginenlere yapılabilir. Bu durumda yardım kuruluşundan ya da islamı yaymak amaçlı bir kuruluşta çalışıp para kazanmak farklı değerlendirilebilir.

      1. ve 3. soruya verdiğim cevaplar bazında, bir din hocasının devletten aldığı paranın YARDIM PARASI olmadığı düşünülürken, müminlerden YARDIM AMAÇLI toplanan paradan, Allah yolunda olan bir müminin ya da sadakalarla ilgilenen bir müminin para almasının farklı olduğu gözükecektir. Çünkü biri YARDIM PARASIndan para almakta olup hem de bu paranın verilebileceği meşru kişiler içinde olurken; diğeri bir kuruluştan ÜCRET almaktadır, yardım amaçlı para değil.

  2. Bu yazınız ile ilgili olarak cami görevlisi imam ve muezzin , din kültürü öğretmenlerini de genelleyebilir misiniz yoksa sadece televizyon programı yapanlar mi?

  3. Evet, cami görevlisi, imam, müezzin, din kültürü öğretmenleri de, dini fiileri”geçinmek/para kazanmak” için meslek haline getirmiş -araç kılmış- oluyor.

    Allah ”dinden” ”dini bir görev edinmeden/üstlenmeden” para kazanmayı yasaklamış. Aynı şekilde dini tv programına çıkan hocaların da, tebliğ yapıp üstüne para alması (teklif etmese bile, ikram edildi diye alması dahi) günah olur. Çünkü Allah HİÇBİR GEREKÇE/BAHANE KABUL ETMİYOR. Yani, ”ben para istiyorum demedim ama verdiklerinde de geri çevirmedim” Yahut ”geçinmem lazım, elimde bir sanat yok” gibi şeyler BAHANE OLAMAZ. Para teklif etseler bile reddedecek, çünkü ”mümin dini işten para almaz” bitti. Sanatı yoksa, sanat edinecek başka bir iş bulacak. Çünkü bunu meslek haline getirmek YASAK. Bu, Allah’ın yasakladığı bir işi yapmak demek. Nasıl ki Kumarhane açıp para kazanmak yasak, tefecilik yasak, bu da böyle… Mevzu din anlatmak, dini bir iş denince maalesef insanlar ”güzel bir şeye vesile oluyor” diye para almalarını tuhaf karşılamıyor, oysa İslam’da emir böyle değil. Dini zekatta, dini tebliğ de, imamlık da ”gönülden ve karşılık kabul etmeden” yapılan işler. Peygamberler, dinle alakalı bir işten -tebliğden para kazanmadı.

    Allah’a emanet.

  4. Elineze saglik. Takildim tek nokta camide ezan okuyan cuma namazi kildiran gonullu olur mu herkes kira derdinde gecim derdinde onlar 5 vakit camiye geldiklerinde nasil bir aylik maas alacaklar ne yapacaklar:((

    1. Dediğim gibi, Allah bir davranışı yasakladıysa, hiçbir bahanemiz olamaz (para hele ki hiç olamaz.)

      Allah, Kur’an’da topluca ibadet olarak bir tek Cuma günü ibadetinden bahsediyor. Diğer namazlar için böyle bir şart yok. Ya herkes cuma dışında cami gibi yerlerde namaz kılsa dahi topluca kılınmayacak bu namazlar, ya da yaşlı emekli olan çalışmaya ihtiyacı olmayanlar gönüllü olabilir. Öğrenci olan ailesi geçimini üstlenenler gönüllü olabilir eğer isterlerse. Ezan okumak dinimizce şart değil, bir tek cuma için çağrı yapmaktan bahsediliyor, diğer vakitler için böyle bir durum şart değil. Günümüzde otomatik kayıtlar da kullanılabiliyor canlı okunmasına gerek yok. Yani aslında Kur’an tüm bu sorunlara zaten çözüm getirmiş her vakit imam-ezan şartını mecburi tutmayarak. her vakit namazını topluca kılmayı zorunlu tutmamış, bu yüzden zorunlu olmayan bir şeyde ille de imamlık yapacak birini aramaya gerek yok. Müminler bir arada, herhangi bir imam olmadan da namaz kılabilirler. Teşekkürler kadriye hanım.

          1. ALLAH razı olsun. Benim oglum oldum 9 ay gebelik süremde ve dogduktan sonra cok saglıklı bir bebegim oldu ilk. Ve 2 aylık oldu bir anda hastalandı 1 ay hastanede yattık cok zor gunlerdi. Bende ve esimdr tasıyıcılık cıktı oglumz agır genetik bir hasta oldu ve ilk defa duydum bir hastalik kistik fibrosiz adı. 3 aylık oldu vefat etti 5 ay once. Ben bu sorumu cok sordum ama verilen cevaplar beni avutmak amaclıydı. Sorum șu benim oğlumm 1 ay hastanede cok tedavi oldu ineler hortumlar serumlar sutumu kestiler cokk cokk zordu vucudunda yer kalmamisti inenin girmedi. Canı acımısmıdır RABBİM yakmamıstır dimi. Acıyormus gibi bana imtihan verdi dimi vefat ederken azrail zaten ona bayram gunu oldugunu soylemistir…??? ;(

          2. Kadriye hanım, öncelikle çok üzüldüm. İmtihanınız çok zor bir imtihan. Allah sabır versin inşallah.

            Sizi kırmak istemem, ama benden cevap istiyorsunuz.

            Öncelikle Rabbimiz birincisi adildir. Adaletle hükmeder.
            İkincisi Rabbimiz durduk yerde kimseye zulmetmez. Zulmedici değildir. Örneğin mümin suresi 17.ayette Hesap gününde kimseye zulüm vermeyeceğini söylüyor ama ceza veriyor, çünkü ceza oradaki zalim kimselerin hak ettiği bir şey olduğundan adalet işliyor. Örneğin şuan tecavüzcü biri salınsa bu merhametli bir tutum olmaz. Ya da tecavüzcüyü hapse atan hakime zalim demeyiz. Bunun dışında Rabbimiz, bize zulmetmediğini bizim kendi kendimize zulmettiğimizi söylüyor. Enfal 51.ayette… Bazen sıkıntılar başımıza kendi kötülüğümüzden ötürü gelebildiği gibi bazen de daha büyük sıkıntıları engelleme amaçlı yani hayır amaçlı sıkıntılarla karşılaşırız. Musa Peygamberin, halk arasında Hızır adı verilen zatla yaptığı yolculuğunda yaşanılan olaylar bu duruma bir örnektir. (örneğin bir gemide delik olur, ama bu geminin korsanlar tarafından kaçırılmasını engeller bunun gibi.) Bazen de sıkıntılar, ileride bize çok farklı çok güzel yollar açmaya vesile olur. Yusuf Peygamber kıssasında, Yusuf Peygamberimizin hapse düşmesi gibi olayların ülkenin hazine bakanı olmasına vesile olması gibi.

            Şimdi sizin durumunuzu bilemiyoruz. Yani niye sizin evladınız böyle bir şey yaşadı bunu gerçekten bilemiyoruz. Net bir şey söylememiz mümkün değil. Akıbetini de net olarak bilemiyoruz. Size imtihan olarak böyle bir olay yaşatılıyor bu belli. Ama evladınızın benliği hakkında bir yorum yapabilmemiz mümkün değil. Kur’an’da bebekken vefat edenler hakkında bir bilgi verilmiyor. Mevcut kıssalardan da anlıyoruz ki, Allah bu kullarına ne şekilde hüküm vereceğini kendisi çok iyi bilir. Doğrusunu bilir. Örneğin Musa kıssasında, eğer ki yaşasaydı ileride inkarcı olacak bir çocuk örneği vardır. Allah, yavrunuzun eğer ki yaşasaydı nasıl bir insan olacağını çok iyi biliyor. Kendisi hakkındaki hükmü de buna göre verecektir inşallah. Yani aslında çocuğunuzun akıbeti, nasıl ki her yetişkin ölmüş müslüman için cennete kesinkes gitti diyemeyiz, nasıl ki anneniz vefat etse “inşallah Allah cennetine kabul buyurmuştur” diye ümit edecektiniz, yavrularımız için de duamız bu şekilde olmalı. Çünkü Allah, çok farklı nedenlerden reşit olmamış bebek ve çocukları vefat ettirebilir Kur’an’a göre. Musa Peygamber ve Hızır takma adı verilmiş kişinin kıssasında çocuk, ileride anne babasını inkarcı yapmasın diye vefat ettiriliyor (anne – baba kişiliklerindeki iyiliklerinden ötürü inkarı hak etmiyorlar ki Allah bu doğrultuda bir kader diliyor.)

            O yüzden evladınız “bu dünyada imtihana çekilmeye gerek görülmeden” hakkında hüküm verilecek bir kul. Bu dünyada imtihan zorluğuna gerek duyulmadan, çok iyi bir insan olacağı için, Rabbimiz kendisini direk cennette de var edebilir. Böyle bir olasılık da var. Evladınızın akıbetini bilmediğimiz için, bebekken yaşadığı acıdan da net emin olamamaktayız. Rabbimiz kendisinin bilinç perdesini kaldırıp, ağlıyor acı çekiyor gibi göstermiş ama aslında hiç acı çekmemiş olabilir ruhsal anlamda. Eğer ki o kulun acı çekmesi gerektiğini biliyorsa da bu doğrultuda hüküm verebilir, mesela yaşasaydı ileride yapacağı kötülüklerin kefaretini ödetip, daha bebekken vefat ettirip cennetine kabul buyurmuş olabilir. Yani özetle sizin düşünmeniz gereken şu: Rabbim adildir, kimseye zulmetmez, merhametlidir, evladım da inşallah acı çekmemiştir ve inşallah cennette var olacaktır.

            Bebekken çocukken vefat ettirilen bireyler hakkında yüzde yüz kesin gibi hep güzellik yönünde yapılan yorumlar, daha çok anne babalara moral amacıyla ve kişilerin kendi arzusu bu yönde olduğu için uydurulmuş şeyler.

            Ama bana kalırsa da, iyi bir insanı imtihan zorluğuna düşürmeden direk cennetlik yaratma bu yüzden de bebekken vefat ettirme ihtimali de yüksek.

            Belki Musa Peygamberin halk tarafından (Kur’an’da bu zatın ismi geçmez) Hızır takma adı verilmiş kişi ile yolculuğunda Allah’ın vefat ettirdiği çocuk da, ömrünü küfür ve azgınlık içinde geçirip anne babasını yanlış yollara yönlendirecekti ama belki ömrünün son zamanlarında da mümin olacaktı. Azgınlık döneminde anne babasını yanlışa saptıracağı için vefat ettirilmiş oldu. Allah belki bu kıssada anlatılan çocuğu da affetmiş olabilir net bir bilgimiz yok. (Kehf Suresi 60 ve 82.ayetler arasında bahsettiğim bu kıssa anlatılmaktadır. Kuran çevirilerinden okuyabilirsiniz)

            Kısaca, bu konular hakkında görüldüğü üzere Rabbimiz bize net bir bilgi vermiyor. Maalesef evladınızın bebekken yaşadığı sıkıntının hissi boyutundan ve akıbetinden de emin olamamaktayız. En iyisini Rabbimiz bilir deyip, böyle durumdaki evlatlarımız için bol bol dua edeceğiz ve bizler iyi insan olmaya gayret göstereceğiz ki, Rabbimiz bize hayırlı evlatlar dilemiş olsun. Allah emin olun evladınızı bebekken görmemiş bilmemiş olamaz. O hepimizi milyonlarca insanı çocuğu bebeği HER AN ŞAŞMADAN gözetmekte. Haberdar olmakta. İnşallah kendisini sıkıntı hissetmeden güzel bir vefatla karşılanmış ve belki de inşallah iyi bir insan olarak hak ettiği yerde cennet bahçelerindedir.

            Siz, Rabbimizin kimseyi atlamayacağını, kimseyi unutmayacağını, çok merhametli olduğunu asla zulmedici olmadığını, mutlak adil olduğunu, her an her şeyi görmekte bilmekte olduğunu, kimsenin sıkıntısından habersiz olmadığını aklınızdan çıkarmayın yeter ki.

            Allah’tan size çok sabır diliyorum…Evladınız bir anda vefat ettirilmeyip hastalıklar çerçevesinde daha meşakkatli bir süreçle vefat ettirilmesi, bu süreci size büyük bir imtihan olarak verdiğini gösteriyor. Size düşen, Rabbimizin kötü olmadığını bilerek O’na isyan etmeden bu yaşanılan imtihanı karşılamak; kendiniz ve evladınız için bol bol güzel dualarda bulunmanız.

            Taha suresi, 52.ayet: “Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap’tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur.”

  5. Öncellikle cok tesekkür ederiz. ALLAH razı olsun siz 2 cevap verdiniz net acıklama yazılmadıgı icin ALLAH tekrar razı olsun. Ben anlattıklarınız dan ve RABBİM İN büyüklügünden sunu cıkardım Kuran bize rehper ve orada bebegim icin net bir acıklama yoksa su demektirr gunahsız olana zeval yoktur. Ne büyük ALLAH evladıma merhametle muamele etmistir cunku O cok merhametli. İnanıyorm ki oglum a sadece hayır benim bu kan gozlermde selamet vardır bu agır imtihan sonu İnsaALLAH ahirette oglum bana hediye olsun sonsuzluk aleminde hoscakalın ALLAH rahmeti uzeriniz de olsun.

    1. Allah çok sabır versin Kadriye Hanım gerçekten…Eğer ki bu sınavı ve diğer tüm sınavları güzellikle Rabbimize iyi kul olmaya çalışarak geçersek Rabbimizin rızasını kazanırsak, Rabbimiz Ahirette sizin bu acınızı ve özleminizi zaten dindirecektir. Bu da en büyük sabır kaynağı bence… Siz yeter ki Rabbimizden ümidinizi kesmeyin ve Rabbimiz için yaşamaya dayanmaya devam edin, Allah bu acınızı belki bu dünyada geçirmeyecek ama Ahirette muhakkak rızasını kazanırsanız yavrunuza özleminiz dinecektir, çünkü cennetteki kullara üzüntü hasret yoktur. Hayırlı günler.

    2. Yaşadıklarınızı okudukça gözlerim doldu. Ama dudağımdan sadece şu cümleler döküldü..
      Allah verir, Allah alır.

  6. Atladiginiz bir nokta var. Dine davet edenlerin musluman olma zorunlulugu yok. Yani bunu bir meslek haline getirmenin gayrimuslim icin bir sakincasi yok. Kendi abim, fakulte yillarindan beri ateist oldugunu yakin cevresiyle paylasir lakin kendisi imamdir. Bu isi neden yapiyorsun o zaman diye sordugumuzda bunun sadece meslegi oldugunu, kendisi iman etmek zorunda olmadigini soyler.

    Fakat hem muslumanim, hem haram yerim diyenler bu topluma ornek oldugu surece.. biliyorsunuz o malum deyimi… imam gaz cikarirsa cemaat baska birsey yapar. Nitekim oyle de oluyor.

    1. Allah “dini anlatmadan ücret alanlara” uymamamız gerektiğini söylüyor. Yani dini anlatarak para kazanan kişi ateist de olsa, münafık da olsa, mümin de olsa; bu kişilere uymamalıyız. Dinden para kazanmak yasak. Ateist zaten inkar ederek günahkarın önde gideni, ayrıca dinden para kazanması da yeni bir günah ekliyor kendisine.

  7. Allah sizden razi olsun yazinizi hayranlikla okudum ve bana o kadar hitap etti ki belki de uzun zamandir ayni fikirde olan birilerini ariyordum cok şükür ki rabbime tamamen ayni fikirdeyiz.selametle kalin ve yazmaya devam lutfen…

  8. Öncelikle şimdiden teşekkür ederim.Peki cami hocalarının,müezzinlerin,imamların para alması günah diyorsunuz.Ama onlar sonuçta bizlere öncülük ediyorlar,bişeyleri anlamamıza rehberlik ediyorlar,ama sonuçta da bir hizmette bulunup emek verdikleri şeyin ücretini alıyorlar.Ücret almasalar hani nasıl geçinicekler ki.Hani sonuçta onlar da bu alana yönelip din üzerine kendileri ni yönlendiriyorlar hani bu önemli alanda sadece buna yönelip birşeyler yapıyorlar.Hani başka meslek dallarıyla nasıl ilgilensinler ki.Bide 1 sorum daha var.Din üzerinden para alınması dini yanlış bir yere çekiyor mu hani din para kazanılması için çıkarılmış gibi yerlere çekiyor mu?Elhamdülillah Şimdiden teşekkür ederim.

  9. Nur hanım, yazdığınız sorulara gereken cevabı hem bu yazıda hem de yazının altındaki yorumlar kısmındaki cevaplarımda verdim.

    Tekrar soruyorsunuz, sanırım hala bir kabullenememe-tatmin olamama durumu var -belki de yıllardır bu durumu doğal karşılamaktan ötürü- neyse, ben tekrar cevap vereyim.

    1. Allah sizden ücret almayanlara uyun diyor.
    Konu kapandı. Ücret alanlara uymayın diyor.
    Yani “ama bize öncülük ediyorlar” gibi bir karşı bahane yapamazsınız. Allahın emri çok açık, uymayacaksınız diyor konu kapandı. O kişilere sempati duysanız da, sevseniz de, doğru sözlerine denk gelseniz de, uymayacaksınız.

    2. Ama nasıl geçinecekler diyorsunuz. Yazıda da cevabını verdim.
    Allah din üzerinden para almayı bunu bir geçim kaynağı yapmayı -hidayete aykırı bir işaret- olarak gösteriyor. Başka bir iş yapacaklar. Dini meslek haline getirmeyecekler konu kapandı.

    3. Ama vakitlerini dine adıyorlar, nasıl başka işle uğraşsınlar diyorsunuz.
    Pek çok tanıdığım yakınlarım, dini meslek edinmeden vaktini Kur’an ve ilim yoluna harcıyor. Zorunlu işleri dışında, bir mümin verebildiği kadar vakti ilme harcayabilir. Allah, tüm müminlere ilimle uğraşmayı zaten zorunlu kılmış. Bu durum “onlar öğrensin bize öğretsin” gibi bir durum değil. Allah tüm müminlere Kur’an üzerinde düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı, okumayı, ilim arttırmayı zorunlu kılmış. (Bkz: Kamer 32) Siz de vaktinizi dine harcamakla sorumlusunuz yani, ama meslek aracı haline getirmemekle de sorumlusunuz. “nasıl başka işle uğraşsınlar” demenin, kumarhane işleten kişinin “bu işi kurdum, yıkmaya kalkarsam batarım” demesinden farkı yok. Zira kumarhane işletmek de dini gelir kaynağı yapmak da yasak. Tüm müminler ilme vakit ayırmakla mükellef. İslamda katiyen, başkası öğrensin gelsin bize öğretsin mantığı yok. Allah istisnasız tüm müslümanları Kur’an’ına ilme öğrenmeye ve “kendi akıllarını kullanarak, aracısız” öğrenmeye çağırıyor. Doktoru da, öğretmeni de, öğrenciyi de.

    4. Din üzerinden para kazanan kişilere baktığımda, hepsi insanlara Kur’an ile çelişen hurafeleri anlatıyor. Çünkü, gerçek islamı yani Kur’an’daki doğruları anlatsalar foyaları çıkacak çok iyi biliyorlar. Benim bugüne kadar gördüğüm dinden para kazanan tüm hocalar, Kurandaki gerçeklerle çelişen hurafeleri ve yanlış bilgileri öğretiyor. Yani aslında Allah çok isabetli bir şey söylemiş, din üzerinden para kazanan hocalar, insanlara yanlış bir din öğretiyor. İslam dini, para kazanmak için çıkarılmış bir din değildir, eğer öyle olsaydı tüm Peygamberler ücret alırdı, böyle bir durum olmadığından ötürü “din para kazanmak için çıkarılmıştır” diyemeyiz. Selamlar.

  10. Pınar hanım çok teşekkür ederim beni bilgilendirdiğiniz için ben daha 19 yaşındayım ve hani ben hocaların,müezzinlerin,yada imamların bunun karşılığında aldıkları paranın günah olduğunu bilmyordum.Etrafımda da hiç duymadım hani sizin dediğiniz gibi normal karşılıyodum sizin söyleminiz biraz sert oldu ama olsun.Ben zaten sizin yazdıklarınızı okudum ve gayet açık net yazmışsınız.Bana yazdıklarınızda benim aklımdakı soru işaretlerini kaldırdı.Allah razı olsun.Tabi ki sizin söylediğiniz gibi Allah buyuryorsa söz bitmiştir.Peygamberimiz diyorsa söz bitmiştir.Bizim her zaman RABBIMIZ karşısında boynumuz kıldan incedir.Elhamdülillah.Benim zaten soruyu sorma nedenimde biz bir müslümanız fakat eksiklerimiz çok hani bence müslümanım demekle yetmiyor dinini araştırıcaksın, eksiklerini görüceksin,doğru bildiğin yanlışlarını öğrenip düzelticeksin aynı benim az önce doğru bildiğim şeyin yanlış olduğunu öğrendiğim gibi.Ama mantıken de düşündüğün zaman yanlış birşey.Kesinlikle doğru söylüyorsunuz çünkü din başka taraflara çekilyor.Ben tatmin oldum zaten güzel açıklamalar yapmışsınız teşekkür ederim.Bu aralar dini ilimler merak sardım sürekli araştırmalar yapıyorum doğru bildiğim şeyleri düzeltmeye çalışıyorum.Tabi ki en güzel kaynağım da KURANI KERIM.Ve böyle araştırmalara da devam edicem.Ama şu konu aklıma takıldı söylemeden geçmiycem.Ya zaten cevabını verdiniz ama din para kazanmak için çıkarılmıştır muhabbetleri oluyor.Mesela benim hiçbirşeye inanmayan arkadaşım var o size aynı soruyu yorsa nasıl cevap verirdiniz sonuçta peygamberlerimize inamıyor.Ben inandığım için cevabınız beni tatmin etti.Fakat arkadaşım böyle sorduğu icin ben de merak ettim soru işareti oluştu.Lütfen tatmin edici bir cevap yazabilir misiniz?Teşekkürler şimdiden bu arada yazdığınız cevaplar çok güzel.Insanın aklındaki soru eşaretlerini kaldırıyor.

    1. Öncelikle dini araştırmalara merak salmanız çok güzel, Allah sizi ömür boyu Kur’an’ın öğrencisi kılsın inşallah, bu yoldan ayrılmayın. Yardımcı olabildiysem ne mutlu, sadece Rabbimizin Kur’an’ında verdiği mesajları söyledim. Herkes sizin gibi anlamayabiliyor, anlamamak için diretme söz konusu oluyor.

      Bahsettiğiniz ateist tanıdığınıza bence şöyle bir cevap verebilirsiniz, şahsen ben olsam şöyle cevap verirdim:

      Evet, doğru.
      Din adamlığı dinden para kazanmak amaçlı çıkmıştır. Allah da Kur’an’daki hiçbir yerde peygamberler dışında hiçbir kimseye özel bir zümrelik, özel bir dini merciilik vermemiştir. Yani dinimizde din adamlığı, ruhban sınıflığı vs gibi şeyler yoktur. Evliyalık vs de yoktur. Kur’an’a göre evliya, Allah dostu demektir ve Allah, mümin olan herkesin kendisinin dostu olduğunu söylüyor (Bkz: Bakara 257) yani müminlerin hepsi evliyadır 🙂 Dinimizde Kur’an’da açıkça övülmeyen veya Peygamber olmayan hiçbir kimsenin özel bir “zümrelik” iddiası kabul edilemez.

      Allah Kur’an’ında din adamlarını halkın parasını gasp eden kişiler olarak tanıtmıştır Tevbe 34.ayette. Bu ayeti hristiyan din adamları yahudi din adamları olarak çeviriyorlar, oysa ayette geçen ifade ve er ruhbâni dir ve para alan tüm din adamlarını kapsar.

      Yani, din adamlığı para kazanmak için çıkmıştır. Lakin dinin kendisi para kazanmak için çıkmamıştır.
      Çünkü vahiy dinini toplumlara ilk ileten kişiler PEYGAMBERLERDİR.
      Peygamberlerin de PARA ALMADIĞINI Kur’an ayetlerinde görüyoruz. Son Peygamberimiz de almamıştır, Kur’an’da pek çok yerde almadığını görüyoruz. Eğer alsaydı müşriklerden “hem almam diyorsun hem de alıyorsun” diye itiraz gelecek ve çevresinden dağılacaklardı.

      Eğer dinin kendisi para kazanmak amaçlı çıksaydı, dini ilk ortaya atan kişiler bundan para kazanırdı. İlk ortaya atan kişiler kimler? Peygamberler. eee? onlar almamış. Onlar almamışsa nasıl olur da din = para kazanmak amaçlı uydurulmuştur denilebilir ki?

      Dinin, para kazanmak amaçlı uydurulmuş bir şey olmadığının delillerini ilk tebliğ eden kişilerin bas bas “ücret almanın yanlış olduğunu” söylemelerinden anlıyoruz.

      Din hocalığı-Ruhban sınıfı ise para kazanmak için ortaya çıkmıştır. Çünkü işi para elde etme-gelir kaynağı olayına çeviriyorlar. Hatta siyasi çıkar hatta cinsel amaçlarla bile bu sınıfı oluşturanlar olmuştur.

      Para için ortaya atılan uydurulan ve dinde de yeri olmayan kavram din adamlığıdır.
      Sevgiler

  11. Anlayışınız için çok teşekkür ederim. Enim olabilirsiniz ki araştırmalarıma devam edip eksik olduğum yerlerde kendimi tamamlamayı düşünüyorum.Çünkü ban göre DIN hayatımızda en önemli kavramlardandır ve bizim yol haritamızdır 🙂 Bunu idrak ederek ve öğrenmemiz gereken herşeyi öğrenmekte çaba göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.Sizin gibi insanlarda bunda yardımıcı oldukça ve birşeyleri anlattıkça insan dah çok hevesleniyor.Şu zamanlarda aklıma takılan en önemli sorulardan biriydi bu ve söylediğim gibi yine çok güzel açıklamışsınız.Bu yüzden teşekkür ederim.Aklıma takılan sorular olursa yine sormak isterim.Anlayışınız için teşekkürler.

    1. Estağfurullah ne demek, algılarını Kur’an’a karşı açabilen, sağır olmayan bir insan olduğunuz için tebrik ederim sizi, umarım bu durumu ömür boyu sürdürürsünüz. Maşallah, böyle güzel etkileşimler hepimizi şevklendirsin Allah’ın izniyle. Benimle her zaman iletişime geçebilir, yazabilirsiniz. Özel olarak da iletişim kısmından yazabilirsiniz. Aktif olarak gelen geri dönüşleri takip ediyorum. Rica ederim, Hayırlı Kuran dolu günler.

      1. Allah sizden ve sizin gibi insanlari Kur’anin emir ve hukumlerine cagiranlardan razi olsun..Ulkemizin ve Islam’in en buyuk sorunu ruhbanlik.. bunu ivedilikle cozmemiz gerekiyor, siz de buna katkida bulunuyorsunuz.Allah yardimciniz olsun

  12. Din kültürü öğretmenleri, ilahiyat ta gorev yapan hocalar , veya ihllerde dini meslek dersleri öğretmenleri hadi imamlari geçtim bunlarda mi doğru yapmıyor Kuranı Kerim ayetlerinden anlaşılan dini anlattığı kişilerden para istememek ama devlet bu kişilere belli gorevleri yapmsları karşılığında bir maaş bağlıyor yani kişinin para aldığı yer anlattığı kişiler değil devlet oluyor. Birde bu kişiler Allah rızası için insanlara Kuran bilinci Ahiret Bilinci Tevhid bilinci İslam bilinci kazandırmaya çalışarak işini goNulden yapmaya calisan kişiler ise o zaman da mı caiz olmayacak ayrıca onlar olmasa bu görevleri kim yapacak kim gelip Allah Peygamber İslam Kuran diyeçek? Burada asıl takıldığım kişilerden değil devletten para almaları ve işi gönülden Allah rizasi icin yapmaları durumundadami böyle diyeceksiniz

  13. Taha Bey, sorduğunuz sorulara 10 kere cevap verildi (yorumlara bakarsanız) ama tekrar cevap verelim inşallah.
    3 tane soru sormuşsunuz özet olarak.
    1.sorunuz din öğretmenleri anlattıkları kişilerden para talep etmiyor devlet para veriyor. demişsiniz. Yani ayete göre ters bir şey yapmamış oluyorlar, anlattıklarından ötürü anlattığı kişilerden (öğrencilerden) ücret talep eden yok diyorsunuz. Bir de gönülden bu işi yapıyorsa, gönüllü ise de mi caiz değil vs demişsiniz.

    CEVAP 1:
    Din öğretmenliğine adım atan biri pekala başında “bir ücret talebi” ile bu işe başlıyor bir kere. Hiç ilahiyat fakültesi bitirip devlette din öğretmeni tam olacakken devlete bu işi “gönüllü” yapmak isteyerek başvuran, aldığı ücreti geri devlete veren bir insan görmedim 🙂 Aldığı ücreti geri versinler devlete (ki devlet mekanizması ücreti kişiye ödeme şeklinde çalışıyor o kişi memnun mu istemiyor mu devlet ödemesi bilemez)Yani bir insan ücret talep etmiyorsa zaten buna yönelik davranır kendisini gönüllü ortaya atar.
    Yani işe başlarken devlet ile öğretmenlik yapacak kişi belli bir anlaşma yapmış oluyor. Din öğretmeni din anlatacak-Devlet parasını verecek, o kişi gönüllü yapmak istiyor ama devlet “zorla” mı para koyuyor cebine? Geri bir şekilde devlete yatırım yapsın? Devlet nasıl takip edecek gönüllü yapan ile yapmayanı. O kadar gönüllü ise geri versin aldığı parayı. Bir insan parayı kabul ediyor alıyor kullanıyor ise “ücret talebi” göstermiş “ücret anlaşması” sürdürüyordur.

    Ha gelelim, bu ücreti devletten alıyor ama anlattığı kişiler öğrenciler, parayı öğrenciden istemiyor diyorsunuz.
    Pardon da, devlet öğretmenlere ücreti nereden veriyor? Devletin parası kimin “ortak” mülklerinin (bu vatan bizim ise herkesin bir devletin deresinde hakkı olduğuna göre) veya kimin ödediği vergilerden çıkıyor???? Bizlerin. BİZİM ÖDEDİĞİMİZ VERGİLER ile o öğretmene para ödeniyor. Yani, kişinin cebine “devlet” para koyuyor, ve bunu da “vatandaşın adına” yapıyor. E ben belki istemiyorum vergilerimin din öğretmenlerine maaş olmasını!? Kİ İSTEMİYORUM. Ateist olan, ya da dine bakışı okullardaki din derslerinde anlatılan gibi olmadığı için vergisinin oralara gitmesini istemeyenler var!

    Kişi o parayı devletten aldığı müddetçe, halkın ortak mülkünden ve halkın vergilerinden o parayı almış oluyor. Gönüllü yapıyorsa geri versin o zaman halkın yararına! Madem hani din öğretmeni aslında para istemiyor da “devlet gene de veriyor işte” ise durum!? Para aldığı müddetçe, para anlaşması sürüyor demektir.

    2.sorunuz ya tevhid dinini anlatıyorsa vs demişsiniz.
    CEVAP 2 Merak ediyorum, nerede yaşıyorsunuz acaba?
    Şu anda imam hatiplerde, ilahiyat fakültelerinde UYDURULAN DİN anlatıyor. Dinimiz ile çelişen yanlış hurafeler anlatılıyor. Gerçek dinin mesajını veren hocalar da elbette var ama diğer hurafecilerin yanında çok çok azınlıkta kalıyorlar. Ayrıca, yetiştirilen öğretmenlerin de UYDURULAN DİNİ anlatması isteniyor. Devlet müfredatında lisedeki din derslerinde öğretmenin anlatması istenilen din “uydurulan din”. Alıp elinize bir lise din kültürü dersi kitabı alıp bakarsanız orada öğretmenin anlatması istenen şeyler, öğrenciye de anlatılması istenen şeyler bellidir. Örneğin, abdesti, öğrencilerin “burna da su çekilmeli” şeklinde öğrenmeleri, öğretmenin de bu şekilde anlatması istenir. Sınavda da DOĞRU CEVAP, o kitapta anlatılan neyse o, olur.Burada da bir sıkıntı doğuyor, çünkü devlet öğretmenlerin “uydurulan din” üzerinden müfredat işlemesi yönünde onu görevlendirmiş olurken, gelen kişi müfredattan bambaşka bir şey anlatması gerekir (gerçek dini anlatmak için)

    ee gerçek dini anlatıyor diyelim, gene bir çıkmaza girdik. Gerçek dini “ücret talep etmeden” yapması gerekir. tamam orada öğrencilerden talep etmiyor, ama o göreve başladığı an ve devletten para aldığı müddetçe, devletten “ücret talep etmiş” demektir. Gönüllü ise, dediğim gibi o parayı geri halkın yararı için devlete bağışlasın.

    3. Yukarıda 10 kere yorumlarda cevabını verdiğim bir soru daha. BİZE KİM DİNİ ANLATACAK? diyorsunuz özetle. zahmet edip diğer yorumlara verdiğim cevaplara veya diğer yazılarıma baksaydınız keşke, bilmiyorum baktınız mı, ama baktı iseniz bu soruyu sormanız çok çok tuhaf.

    CEVAP 3:
    Allah’ın kitabındaki sistem “içinizden birileri din hocası olsun, onlar dini anlasın, size anlatsın” DEĞİLDİR! Allah, İSTİSNASIZ, HER MÜSLÜMAN YAŞAMAYI DİLEYEN KİŞİYE, “KURANI ÖĞREN/DÜŞÜN/ARAŞTIR, DİNİNİ KENDİN ÖĞREN, İLMİNİ ARTTIR” demektir. Yani her müslüman yaşamayı dileyen kişi (doktor, sanatçı, lise öğrencisi, siyasetçi vs) hem KURANIN TALEBESİDİR, KURANDAN BİLGİ ALDIKÇA DA KURANI BAŞKALARINA ÖĞRETEN KİŞİDİR.

    Yani dini bize kim anlatacak, sorunuz, KURANIN kendisinin ruhu ile uyuşmamakta en başta. Dini siz kendiniz anlayacaksınız, dolayısıyla KURAN sizin ÖĞRETMENİNİZ, siz de KURANIN öğrencisi olacaksınız. Ondan sonra, KURAN üzerine çalışan diğer öğrenciler ile (müslümanlar ile) fikir alışverişi yapabilirsiniz. Kuran üzerinde ilim çalışması yapanlara “şu konuda ne diyorsunuz” diye ilminizi arttırma yönünde danışabilirsiniz. Ama görüldüğü üzere, her durumda, hepimizin ÖĞRETMENİ KURANI KERİM olacaktır. televizyonlara çıkıp ÜCRETSİZ PARA ALMADAN dini anlatan ve GERÇEK TEVHİD DİNİNİ anlatan hocalar var. Onlar da 100 kere, “sizin öğretmeniniz KURAN. Hocanız KURAN. Sizin dini anlamanız gereken yer KURAN. Size dini anlatan KURAN. Ben kendi Kuran üzerindeki öğrenciliğimde, anladıklarımı paylaşıyorum” gibi mesajlar veriyorlar zaten.

    10 kere söyledim tekrar söyleyeyim.
    Biz de bu siteyi, diğer yazarımızla birlikte “gönüllü” kurduk. Hiçbir para kazanmıyoruz. EEEE, biz burada dinimizi anlatmaya çalışıyoruz işte!? Ama haşa, “din hocanız biz olalım, siz bizi dinleyin” demiyoruz. “Kuranın talebesi olun, bakın biz Kuranın öğrencisiyiz, yaptığımız çalışmalar da bunlar. Bakın Kurandan bunları öğrendik” diye bu siteleri yazıyoruz. Başka sitelerde de insanları ALLAHIN DİNİNE çekmeye çalışıyoruz. Ama günlük hayatımızda başka başka şeylerden para kazanıyoruz. Bizim gibi dini gerek sosyal medyadan gerek toplum içinde yaşarken yaymaya çalışan, dini anlatan kişiler var. Mesela doktor olup bunu yapan var! Doktorluktan para kazanıyor, bir yandan da dini kitaplar yazıyor, dini siteler kuruyor, çevresindekilere din anlatıyor mesela!!!!

    CEVAP 4… 4.bir sorunuz yok ama, 4.bir başlıkla devam edeyim.
    Ya Allah’ın hatırına, para kazanmak için binlerce meslek varken, neden illa din üzerinden para kazanma aşkı, soruyorum???? Onca meslek var. Hem halka yararı olacak hem de kişiyi entelektüel anlamda geliştirecek bir sürü meslek var.

    Yukarıda da (eğer okursanız) başka birine cevap verdim.
    Örneğin kişi SOSYOLOJİ okur, ama konuları anlatırken, konuyu DİN ile harmanlar (gerçek, tevhid dini ile yani KURANDAKİDİN ile) konuları özdeşleştirir. Okulda öğrencilerine dersi anlatırken gerçek dinin mesajlarını verir. BU BAŞKADIR. Çünkü orada, SOSYOLOJİ HOCASI kendi insiyatifinde bir şey yapmış olur. Devlet ona SOSYOLOJİ anlat demektedir, başka bir SOSYOLOJİ anlatan kişi ateizm mesajı verirken, o TEVHİD mesajı verir. Ama DİN ÖĞRETMENİ sıfatı ile o sınıfa girerse başka. Çünkü her girenin müfredatı zaten “islam dinini anlatmak”. Anlaşması “din anlatmak” yani. Ama sosyoloji okuyan sosyolog bir öğretmenin işi ise “dini anlatmak değil, sosyoloji bilgisi vermek”. Bu işi yaparken de kendi insiyatifi olarak, edindiği tevhid bilgilerini verir…Aynı lisede pek çok hocamızın, kimya öğretmeni bile olsa arada bir siyaset hakkında bizle düşüncelerini paylaşması gibi…Matematik öğretmeni bile olsa, günlük hayatta bizi yönlendirdiği felsefi yazarlar olması gibi…Sıfatı ve DEVLET/OKUL tarafından görevlendirilmesi “dini anlatmak” olmadığı müddetçe; sosyoloji anlatmak, matematik anlatmak vs olduğu müddetçe, artık öğretmen gelip “bakın Allahın 12 delili diye kitap yazmışlar. okuyun” demesi orada öğretmenin kendi insiyatifi. Ateist bir hocada gelip ateist kitapları çocuklara aşılayabildiği gibi.

    Bu kadar müthiş meslekler var. Sanat olsun…Sosyal Bilimler veya Pozitif bilimler olsun…İnsanlığa yarar sağlayacak, kişiye de entelektüel anlamda çok şey katacak yığınla güzel meslek var.
    Soruyorum, neden illa DİNDEN PARA KAZANMAK? NEDEN?

  14. Arkadaşlar, burası çöplük değil. 10 kere cevap verdiğimiz insanlar tekrar tekrar bize yorumlar filan atıp bir de yayımlamıyoruz diye kendi kendilerine atarlanıyorlar. Burası benim sitem. Amacım doğru mesajların iletilmesi. İstediğim yorumu yayınlar, istemediğimi yayımlamam. Herkes fikirlerini birileri ile paylaşmak ile özgür amma velakin burası “benim sitem” benim kurduğum, benim yönettiğim bir site. Yani bana ait. Dilediğimi paylaşır, istemediğim şeyleri de yayımlamam. Siz kendi fikirlerinizi insanlarla paylaşmak istiyorsanız, başka yerlere gideceksiniz. Kimse sizin çöplük fikirlerinize 100 kere cevap verip sürekli yayımlamak zorunda değil.

    10 kere cevap veriyoruz, titizlikle paragraflar yazıyoruz.
    Kuran ayetlerinden delil getiriyoruz, buna rağmen “Kuran bunu diyor” denilmesine rağmen “ama hocam bunu diyor” denilerek bir de videolar filan atılıyor. Yok ya, kimse sizin tatmin olamayan inançlarınızla uğraşmak zorunda değil. Sizin dininiz size, benim dinim bana.

    Din tebliğ etmek, dini yaymaktan ücret almaya gelince, tekrar belirteyim.
    Allah, “ayetlerimi ucuza satmayın” der, ve başka ayetlerde de “dünyadaki tüm malın” ahiretteki akıbetimizle kıyaslanamaz ucuzlukta olduğunun mesajını verir. Yani Kuran ayetlerini trilyonlara da satsanız, ucuzdur biz müminlerin gözünde.

    Allah’a emanet.

  15. Admin dürüstçe cevap ver madem yayımlamiyorsun tamam buyur e posta atın Hz.Omer devrinde dahi olsa da o mübarek sahabi Kuran ve Sünnet ten içtihadı ederek söylese demi kabul etmezsiniz bana attığım videolardan konulara bir cevap bekliyorum verirsiniz vermezsiniz artık size kalmis

    1. Hz.Ömer’in uygulaması, Kur’an’a doğru ise alınır, Kur’an ile çelişir ise alınmaz.
      İslam’ın kaynağı, Hz.Ömer’in beyninden geçen veya onun yaptıkları değildir.
      Pardon da, kime neyi emrediyorsunuz ya? Birazcık utanmanız olur. Size bir de yukarıda uzun uzun açıklama yaptım.
      İzlemediğimi nereden biliyorsunuz gönderdiğiniz videoyu pardon da? Zanda bulunmak Kur’an’a göre günahtır, belirteyim.
      Size ısrarla 2. 3. kere dönüş yapmak zorunda değilim.
      Size e-posta atmak zorunda değilim.
      Sizi tatmin etmek zorunda değilim. Bunu anlayabiliyor musunuz? Zaten size uuuupuuuuzun bir cevap vermişim.
      Şimdi istersen git, attığın videoya inan, onu doğru kabul et. Bana ne? Bana ne? Bana ne?
      Pardon da tek tek, sizin gibi, herkesi ikna etmeye mi çalışayım?
      Kusura bakmayın, tarzım değil. Delilleri ortaya koyarım artık inat edip diretmek, inanıp inanmamak ısrarla 10.cevabı beklemek size kalmış. O halde beklemeye devam edin, cevap vermiyorum. Yukarıdaki cevaplar sizi tatmin etmiyorsa, umurumda değil. Şimdi bu siteyi bırakın ve harika videolarınıza gidiniz.

  16. Peki, bu hususta fazla tartışmayalım fakat şimdi size ayrı bir soru daha soruyorum. Din ve dini konular değilde Arapça gibi bir dil öğreterek veya İslam Tarihi öğreterek veya Islam Edebiyatı ,İslam Sanatı ,İslam Felsefesı.,islam psikolojisi , İslam sosyolojisi gibi doğrudan nakil olarak gelmeyen , aklı kullanarak veya sanat alanında dahi olan ilimler demi bu soylediginiz kategoridedir yoksa bunlar farklimidir

    1. Farklıdır. Zira bunlarda amaç dinin kendisinden ziyade, insanların kendi üretimleri ve argümanlarının anlatılması görev edinilmiştir.

      1. Teşekkür ederim kardeşim zira bu kadar tartışma çıkarıp karşı çıkma sebebim Allah izin verirse İlahiyat alanından bir meslek edinmek isteyişimdir. Bu yazınızın bu yönden eksik kaldığını düşünüyorum. Ekleminizi tavsiye ederim. Zira benim gibi düşünenler yanlış anlayabilir.
        Zaten sizin bu yazıyı art niyetle yazdığınızı pek sanmıyorum.
        Saygılarımla Allah akibetimizi hayr eylesin

        1. Ben de teşekkür ederim. Bu noktadaki farkın anlaşılması için inşallah, gerekli düzeltmeyi ilerleyen zamanda yapmaya gayret edeceğim, inşallah. Başarılar diliyorum.

        2. hizmetin en tepesinde olan peygamberler ücret almadılar.asrı saadette ücret karşılığı namaz kıldıran,kuran öğreten bir kişi var mı?

  17. Hoparlörle ezan okumaya bidattir diye karşı çıkanların parayla namaz kıldırmayı hoş görmeleri anlaşılacak bir durum değildir.böylesi çelişkileri göremeyen kendilerini ilim sahibi bilenlerin olduğu bir coğrafya da ağzınızla kuş da tutsanız sonuç değişmeyecektir.Allah’ın dilemesi müstesna.işittiren , gördüren ,duyuran da O.

  18. Kuran ‘ın hükümlerini önemsemeniz güzel. Bu gibi hususlarda ses çıkarıyorsunuz fakat sayfanızda neden hiç demokrasi laiklik ve tağuti düzene karşı söylemler,kuranın yönetime hakim kılınması… mücadele ve cihad ruhunu yansıtan eserlere rastlayamıyoruz ?

    1. demokrasi veya laiklik, Kur’an ile çelişmediğindendir mesela.
      Allah, peygamberi kimseye muhafız-bekçi kılmadığını sadece tebliğ edici olduğunu söylüyor.
      Allah sadece “bazı toplumsal suçlarda” ceza verilmesini emrediyor. 4 kişinin şahit olduğu zina, hırsızlık gibi.
      onun dışında içki içti diye, namaz kılmadı diye hiçbir yaptırım yapamayız.
      şura suresinde insanlara danışmaya atıf var. demokrasi de çelişmez yani.
      Kur’an’da Allah belli bir siyasi sistemi dayatmaz, esnek tutmuştur. Krallık da uyum gösterir, demokratik parlementer sistemde.
      Ama bazı şeyler nettir, adaleti korumak, sosyal bir devlet olmak gibi (halkının maddi manevi mutluluğunu gözetmek gibi)
      bu kadar laiklik-demokrasi karşıtı olmayın, neye karşı olduğunuzu önce iyice anlayın.
      laiklik zaten yasa önünde kimseyi dininden ötürü kayırmamak demektir! her vatandaşa, eşit adil mesafede olmak demektir. ve de “dini yükümlülükleri” halka baskılamamak demektir. vatandaşın din ve vicdan hürriyetine (din seçimi, dini yaşayış şekline) karışmamak demektir. muhtemelen sizin çok sevdiğiniz ve laiklik karşıtı olduğunu sandığınız bazı hanedan yönetimlerinde de laik yaklaşımlar gözlenebilmektedir. ki bu bahsettiğim -vatandaşı dininden ötürü kayırmamak veya insanların dini yaşayış şekillerine din seçimlerine karışmamak- gibi konular da Allah’ın zaten yapmamızı emrettiği buyruklardır. Yani, bir ülkede krallık da olacaksa, bu kral “laik” bir yaklaşımda bulunmalıdır. Tabi, Allah tamamen her konuda laik bir yaklaşımı da önermez. Çünkü hırsızlığa ve görünür zinaya da KURAN çerçevesinde ceza verilmesini buyurmuştur.
      Allah, “sevmediğiniz topluluklara bile adil olun” demiştir bkz maide 8
      ayrıca öyle din polisliği de Allah’ın dinine sığmaz çünkü dinde zorlama yoktur bkz bakara 256.ayet
      hiçbir mümin kimsenin üzerinde dini gözetlemeci değildir enam 107.ayet

      ve not: sizin gibi arkadaşlar, ayetlerden filan anlamıyorlar genellikle. 15-20 mesajla cevap verecekseniz, şimdiden söyleyeyim, yorumunuzu yayımlamayacak ve size cevap vermeyeceğim. zira yukarıdaki ayetleri anlayan, 2.bir “karşı çıkış” mesajı atmaması gerektiğini anlar.
      haydi selamlar.

    2. Laiklik karşıtı olarak
      “Allahın indirdiği ile hükmet”
      “Allahın indirdiği ile hükmetmeyen kafirdir” şeklindeki ayetleri delil getirmeye çalışanlar, yukarıdaki ayette konu ile ilgili ışık tutacak ayetleri yazdım. Kur’an’da 1 konu ele alınırken, konu ile ilintili ayetler birlikte değerlendirilir.

      Allah ne demiş? “indirdiğim ile hükmet”
      Peki indirdiği Kur’an’ında ne demiş? “insanlara sadece tebliğ edicisiniz, onlara bekçi değilsiniz, onların dini yaşayışlarına karışamazsınız. insanlara dinde zorlama yapamazsınız.” yani dini kuralları insanlara dayatamaz zorla yaptıramazsınız. ne demiş? “sevmediğiniz topluluklara bile adil olun” yani ne diyor, insanlara sırf dinlerinden ötürü kayırma yapmayın. yani insanlara adil yaklaşın. özetle insanları dinlerinden ötürü kayırmayın ve dini kuralları baskılamayın. eeee? bunun neresi laikliğe ters???? Bu kadar basit.

      Eğer siz, ayetleri, kendi nefsinizin arzusuna göre çekiştirirseniz bu kadar basit bir şeyi bile anlayamazsınız yani Allah “indirdiğim ile hükmet” demiş eee indirdiğinde laiklik karşıtı bir şey yok ki, bile diyemezsiniz. Eğer siz ayetleri, ailenizin size empoze ettiği siyasi görüşlere göre çekiştirmeye kalkarsanız, işte böyle komik duruma düşersiniz. Hayır, kusura bakmayın, din sizin keyfinize uymayacak, siz kendi nefsinizdeki arzuları din ile uyuşturmayı öğreneceksiniz. Siyasi hiçbir yönlendirme ile büyümediğimi ve Kur’an okuduktan sonra pek çok konudaki fikrimi de değiştirdiğimi belirtirim.
      Sevgiler

  19. Kur’an’ın sistemini tamamen “bişeyci” olarak adlandırmak yanlış. bir yönden laiklik ile uyuşur ama celd cezası verilmesini emrederek uyuşmaz. kapitalizmden de sosyalizmden de bir şeyler vardır. Bu da Kur’an’ın muazzam akılcılığını gösteriyor bana kalırsa.

    insanların çoğunun kafir olduğu Kur’an’da bildirilmiş ama savaş esnasında bile anlaşma yapılmasından ateşkese çağırmaktan bahsediliyor. Peygamber müşriklerle bile anlaşma yapıyor. insanlar kafir olabilir ama dünyevi hayatları söz konusu olunca halkın çıkarını huzurunu, dünyevi iyiliğini düşünebilirler, o yüzden demokratik olarak kimseyi kale almayız gibi bir şartlamaya gerek yok.

    günümüz parlamenter sisteminin getirdiği yasalar, tabi ki tamamen Kur’an’ın toplumsal konularda yapmamızı emrettiği şeylere izin vermiyor. Laik yaklaşımda Kur’an’ın emir ve izinlerinin tamamını uygulayamamaktayız. Kur’an bununla birlikte tamamen meclis yönetimini veya monarşiyi yasaklamaz. Dediğim gibi Kur’an siyasi konuda tamamen “şucu” “bucu” değildir. esnektir. Lakin Kur’an’ın anlamına o kadar kapalı bir toplumdayız ki, Allah’ın sistemini de kapsayan hem de sağlıklı bir yönetimi oluşturabilecek bir yeterliliğimiz yok, olacağa da benzemiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.