“İşte kitabım, okuyun” diyebilecek miyiz?

Kuran’a göre, din günü geldiği zaman, yani, ölüp de hep beraber dirildiğimiz gün, her birimizin eline, amel defteri olarak bilinen bir kayıt tutuşturulacak. Kısa ömrümüzün detaylı mı detaylı kaydı. Bu, Kuran’da kitap diye geçer ve bizden, kendi eserimiz olan bu kitabımızı açıp okumamız istenir.

Biz her insanın hesabını kendi boynuna dolamışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız:

Oku kitabını! Bugün hesap görücü olarak sana kendi nefsin yeter.

İsra Suresi, 13, 14

Eğer müminseniz şunu kesinlikle bilirsiniz ki, bu an mutlaka gelecek. Kendi irademizle yaşadığımız, kendi hayat kitabımızı, kendi ellerimizde göreceğiz. Boşa giden günler mi dersiniz, boş konuşmalar mı dersiniz, kötülükler mi dersiniz, hepsi orada. Söylediğimiz yalanlar, kılınmamış namazlar, tutulmamış oruçlar, verilmemiş zekatlar, onu bunu çekiştirmeler, iftiralar, bilmişlik taslamalarımız, hepsi kitabımızda satır satır yazacak. Kim bilir hesaba katmadığımız nelerle karşılaşacağız. Kim bilir yapıp yapıp da unuttuğumuz hangi olumsuz davranışlarımız çıkacak karşımıza. Ve bize, “Hesap görücü olarak sen kendine yetersin,” denecek. Yani bu, şu demek: “Bak bakalım kitabına, dünya hayatında yaptıklarına, sence nereyi hak etmişsin?”

Dünya hayatında geride bıraktığı yaşantısına güvenmeyenler için zorlu bir gün olacağı kesin. Düşünsene, her sayfada, görmek istemediğin fiillerinle, sözlerinle karşı karşıyasın. Kim o kitabı sonuna dek okumak ister ki? Yırtıp atmak, yok etmek ister. Ama nafile, sen tövbe zamanını, iyi insan olma zamanını geçeli çok olmuş, ölüp gitmişsin çoktan. Şimdi de dirildin, kalk bakalım, hesap ver! Artık kitabını mı okursun, videondan mı bakarsın, ben o kadarını bilemem, fakat şunu bilirim ki, Allah’ı umursamayan bir hayat yaşadıysan durumun vahim!

(Günahkarların, kitaplarının kendilerine sol taraftan verildikten sonraki çırpınışlarını, pişmanlıklarını ve başlarına gelecekleri görmek için, Hakka Suresi’nin 25 ile 37. ayetleri arasını okuyabilirsiniz.)

O gün bütün insanları önderleriyle birlikte çağırırız. Kitabı kendisine sağdan verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaklar.

İsra Suresi, 71

Kitap ortaya konulmuştur. Günahkarların, onun içindekilerden korkup ürpererek şöyle dediklerini görürsün: “Vay başımıza! Ne biçim kitap bu! Ne küçük bırakmış ne büyük. Hepsini sayıp dökmüş!” Yapıp ettiklerini hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmiyor. Kehf Suresi, 49

Fakat bazıları da olacak ki, kitabının içeriğinden bir hayli memnun. Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşayabilmiş. Dünya hayatı kendisini aldatmamış. Kitabında endişeleneceği bir sayfası olmayan.

O gün arz olunursunuz; hiçbir saklınız-gizliniz kalmaz.

Kitabı sağından verilen: “Alın kitabımı, okuyun,” der.

“Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten.”

Artık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.

Hakka Suresi, 18-21

Ben aslında utanalım diye bu yazıyı yazıyorum. Çünkü düşünsenize, “Alın, kitabımı okuyun,” diyen, dünya yaşantısını Allah yolunda geçirebilmiş kaliteli müminler olabilecek demek ki din gününde. Bizse, kim bilir ağzımızdan çıkan hangi gereksiz cümlelerle, hangi boş sohbetlerle, hangi yüz kızartıcı davranışlarımızla karşılaşacağız!

Kendimizi böyle kaliteli bir mümin olarak görebiliyor muyuz, mesele budur. “İşte kitabım, okuyun,” diyebiliyor muyuz? Var mı bu konuda özgüveni olan? Ben kendime, müminliğime, takvama güveniyorum diyen? İşte asıl özgüven budur. Ben kendime devamlı soruyorum, siz de kendinize sorabilirsiniz bu soruyu: “O gün geldiğinde, işte kitabım, okuyun, diyebilecek miyim?” Yani o kitabın içi öyle güzel, hayırlı fiillerle dolu olmalı ki, Rabbimiz bizi beğenmiş, biz kendimizi beğenmişiz ve başkalarına göstermeye çalışıyoruz. Tıpkı okulu yüksek derece ile bitiren ve hak ettiği bu derecesini insanların bilmesini isteyen çalışkan öğrenciler gibi.

O zaman kitabı sağdan verilen,

Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

Kitabı arka tarafından verilen kimseye gelince,

Derhal yok olmayı isteyecek,

Ve alevli ateşe girecektir.

O, ailesi içinde sevinçli idi.

Asla dönmeyeceğini sanmıştı.

Hayır, Rabbi onu iyice görmekteydi.

İnşikak Suresi, 7-15

““İşte kitabım, okuyun” diyebilecek miyiz?” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.