Boşa Vakit Geçirmeyen ve Rabbine Yönelen Bir Kul Olmak…

Hepimize muhakkak olmuştur, “of 3 saattir boş boş öylece duruyorum hiçbir şey yapmadım, ben şimdi ne yaptım ki bugün, tüm gün evde boş boş oturdum.” Boş durmaktan kastım, hastalanınca yatakta mecburen yatmak, denize gitmek, film izlemek değil. Herhangi yaptığımız sıradan bir işi veya bize keyif vermesi için yaptığımız bir şeyi bile; Allah’a şükretmek için aracı kılabiliriz. Sıkıntılı bir durumu, Rabbimizi anıp O’na sığınmak için vesilelere çeviriyorsak, Allah’ın izniyle günlük yaşamımız zikir ve hayra yönelik davranışlarla artar. Örneğin, dışarıya biraz kafa dağıtmak ve rahatlamak için çıkan bir kul, bir çiçeği bir kuşu gördüğünde Rabbini anıyorsa, gezerken etrafında olan bitene ibretler olarak bakıyorsa (mesela insanların hal ve davranışlarına) gökyüzüne Allah’ın bir delili olarak bakıyorsa, o yürüyüş aynı zamanda bir tefekkür yürüyüşü olacaktır. Zaten, Rabbimizde yerlerdeki ve göklerdeki delillerine bakmaya çağırmıyor mu bizi? Şu yazıda da bahsettim.

Ölüm ve varoluş, hastalık, insanların olaylara verdiği tepkiler, kazanmak-kaybetmek, insanların gösterdiği uğraşlar, boş amaç ve hayaller gibi bir sürü başlığa dönüşebilecek konulardan, bir filmi izlerken, Kur’an’da anlatılan dersleri çıkarıyorsak, o film bizi tefekkür ettiren bir araç olabilecektir. Şahsen ben izlediğim şeylere hep bu gözle bakıyorum. Muhakkak gerçekçi bir mesajla bağdaştırıyorum. Bulaşık yıkamak bile, bizim için Rabbimize şükretmeye vesile olabilir. Örneğin ben bu mecburi işi yaparken; bana suyu verdiği için, elimi-kolumu kullanma gücü verdiği için, Efendime şükrediyorum. Pollyannacılık demeyin buna, çünkü bu Pollyannacılık değil, her durumdan muhakkak memnun mutlu olalım gibi bir şey söylemiyorum zira. Tabi ki bizi memnun etmeyen, hatta haksızlığa uğradığımız veya sıkıntılı durumlar olacaktır. Böyle durumda da Kur’an’da öğütlendiği gibi sabır ve Allah’a dayanma (ve o haksızlıkla sıkıntıyla mücadele etme) gibi fiillere yönelmek gerektiğini biliyorum. Özetle söylemeye çalıştığım şey şu, inananlar için, her durumda Allah’a yönelmek söz konusu olabilmekte. Kötü bir unsurla veya bizi kötülüğe yaklaştırmaya çalışan herhangi bir durumla karşılaştığımızda, Allah’a sığınmak gibi (Bkz: Araf 201), iyi hisler için Allah’a şükretmek gibi… Yapılan tüm işler, Allah’a yönelmek ile bağlantılı kılınabilir özetle. Geceleyin sinemaya gidildiği için şükretmek (o filmden ders çıkarmak dahil), denizde suyun üzerine yatıp gözleri kapamışken şükretmek, var oluşumuzu amacımızı düşünmek… Her şey, Allah’a yöneltebilir. Zira her şeyi yaratan Allah’tır ve o halde, her şeyde Allah ile bağlantılı çıkarımlar yapılabilir.

Bakın, Allah ne diyor biz kullarına:

Boşta kalır kalmaz, başka bir şeye koyul ve Rabb’ine yönelip doğrul. (İnşirah Suresi 7 ve 8.ayetler)

Yani, Allah, boş boş vakit geçirmemizi değil, kendimizi bir şeylerle meşgul etmemizi ve kendisine yönelmemizi buyuruyor. Boş şeylerden (ve sözlerden) müminlerin yüz çeviren kimseler olduğu da Müminun Suresi 3.ayette bildiriliyor.

Boşa vakit geçirmenin zararı malum… Aslında bunun zararlarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Boş boş vakit geçirmek, en başta kişiye mutsuzluk verir, insanın içi sıkıntı dolar, canı sıkılır, hatta ümitsizlik havası gelir üzerine. Şeytan, insanın kafasına vesveseler ile üşüşür. Boşa vakit geçirdikçe, insanın canı bir şey yapmak da istemez hale gelir, çünkü çoktan ruh halini aşağı bir seviyeye indirmiş olur. Boşa vakit geçirmek, insanı karamsarlaştırır. Değersiz ve işe yaramaz hissettirir. Boşa yaşıyor duygusu verir. İnsanın yaşama sevincini öldürür, içini daraltır. Bunun zararları çok. Rabbimizin neden bizleri boş işlerden çevirmeye yönelttiği ortada bence…

Psikiyatrist David Burns da, hareketsizliğin veya bir şeylerle meşgul olmamanın insanı kötü bir ruh haline sürüklediğini anlatıyor. Zaten depresyonun en büyük belirtilerinden biri: hiçbir şey yapmamaktır, hiçbir şey yapmak istememektir, bir şey yapmaya güç bulamamaktır. Yaşlı insanlar arasında da gözlemlenen bir durum bu, bir şeylerle meşgul olan yaşlı kişilerin duygu dünyaları, boşa vakit geçirenlerden çok çok daha iyi. Burns, ev için alışveriş yapmanın bile, hiçbir şey yapmamaktan insana çok daha iyi geldiğini ve kişiyi memnun ettiğini çalışmaları ve testleri ile gösteriyor (bkz: iyi hissetmek adlı kitabı, internette de Kur’an’a yönelen birkaç kişinin bu kitabı tavsiye ettiğini gördüm). Bu bir kısır döngü aslında, kötü bir olaydan ötürü, kişi hiçbir şey yapmak istemez hale gelebileceği gibi, hiçbir şey yapmadığı için de kişi kötü hale gelebilir. Burns, çalışan kişilerin (özellikle tek yaşayan kişilerin) hafta sonu geldiğinde, hiçbir şey yapmadıkları için kısa süreli depresyona girmelerine, tüm günü kötü ve sıkkın ruh hali ile geçirmelerine değiniyor. Yani özetle, eğer hasta veya yorgun değilsek, tembellik yapmak bize iyi gelmez (zaten hasta olduğumuz için bir şey yapmıyorsak o tembellik değil, dinlenmek olur bu da bedensel zihinsel sağlığımıza iyi gelir). Burns kitabında, bir şeyler yapmaya güç bulamayanlar için alıştırmalar yöntemler öneriyor, merak edenlere tavsiye ederim.

Eğer direk din ile alakalı olmayan bir işle uğraşıyor ama o işi dolaylı olarak Allah’a daha iyi yönelmeye veya Allah yolunda kaliteli şeyler yapmaya adıyorsak; Allah böylesi işlerden de bize güzel bir mükafat verecektir diye ümit ediyorum. Zira böyle yaptığımızda, İnşirah suresindeki boş kalmama ve Allaha yönelme buyruklarını yerine getirmiş oluruz. Örneğin “1 saat fazla uyuyayım da bu sayede kafam daha dinç olur, Allah yolunda daha iyi çalışırım” diyorsak ya da ticarete atılıp başarı sağlayıp, kazandığımızdan insanlara daha fazla yardım etmeyi, daha rahat yaşayıp Allah’a daha kuvvetli yönelmeyi, zekat vermeyi hedefliyorsak, ticaret bile Allah yolunda mücadele etmemiz için bir araç olur. Yeni bir dil öğrenip, bu dili akedemik alanda kullanma ihtimali görüp dolayısıyla insanları dine çekmek için kullanabileceğimizi hedefleyerek çalışırsak ya da o dildeki insanlara dini tebliğ etmek için kullanmayı hedefleyerek öğreniyorsak, bunların hepsinin amaçları içinde; Allah için değer üretmek, İslam adına güzel işler yapmak olacağından, bu işleri yaparken Allah bizi daha hayırlı bir kul mertebesine yükseltebilir.

Müminin, kendisini fiziksel ve zihinsel olarak kötü hale sürükleyen, boş boş vakit geçirme durumuna karşı uyanık olması gerekir. Bir şeyle meşgul olmamız ve Rabbimize yönelen bir tavırda olmamız isteniyor. Birisi bizi telefonla arasa, ne yaptın dese “hastaydım yatıyorum” bir cevaptır, “pikniğe gittim rahatladık eğlendik” bir cevaptır, ama özellikle öğrencilik dönemlerini tembellik ile geçirenler çok iyi bilir masanın başında saatlerce bile boş boş durabildiklerini. Yatağa uzanıp boş boş durabildiklerini… Bizi zihinsel ve fiziksel olarak iyi hissettiren, gerektiğinde motive eden veya rahatlatan her şey (belki ufak bir egzersiz, hoşumuza giden müzikleri dinlemek vs), bizi daha güçlü çalışkan bir insan kılar, Rabbimiz için hayırlı ve güzel işler yapmamızda bize enerji verir. Belki o günkü namazlarımızı daha güzel kılmamızı sağlar. Vaktini boşa geçirmeyi çokça tecrübe etmiş bir insan olarak ve bu boşa vakit geçirmelerin beni nasıl mutsuzluğa sürüklediğini, karamsarlaştırdığını, tembelleştirdiğini hisseden biri olarak; kendime tam da, boş günlere düşecek gibi olurken, bu yazıda paylaştığım ayeti hatırlıyorum. BOŞTA DURMA, RABBİNE YÖNEL, BİR ŞEYLE MEŞGUL OL diyorum. “Ne yapsam, neler yapabilirim?” diyorum. Bebek bezi değiştirmek, bankaya para yatırmak gibi şeyler de mecburi işlerdir; kişisel bakımlar, ev ile ilgili sorumluluklar, iş veya okulla ilgili sorumluluklar hepsi birer iştir. Bizler kendimize mecburi neler yapmamız gerektiğini hatırlatabilir, bir yandan da bizi rahatlatacak motive edecek (bu sayede de Allah’a yönelten) işlere vakit ayırabilir, akademik okumalar yapabilir ve Kur’an çalışması, cihat (bilgi ile mücadele etme ve kendini ilmen geliştirme) gibi Allah yolunda gayretler gösterebiliriz. Bizi Allah’a yönelten şey sadece elimize Kur’an’ı alıp okumak değildir, buna yazının başında da değindim. Akademik bir okumadan öğrendiğimiz pek çok şey bile, bizim ufkumuzu genişleterek daha iyi düşünen bireyler olmamıza ve belki de o bilgileri yeri geldiğinde Allah yolunda harcamamıza vesile olabilir. Zaten aklı başındaki her inanan, neyi ne kadar yapması gerektiğini Allah’ın izniyle tecrübe ederek tartacaktır. Örneğin günde 1 saat komedi dizisi izlemek bizi rahatlatıp, beynimizi dinlendirmemizi sağlayarak daha üretken yapabildiği gibi (başka önemli ilmi işler yapmada daha enerjik kılabildiği gibi), günün 5 saatini bununla geçirmek bize günün sonunda “öf boş boş duruyorum, bunu 40 dk izleyip şu işle de uğraşabilirdim” dedirtebilir. Üstelik yaptığımız geziler, taşıtlara binmek bile Rabbimizi anma ve tefekküre götürebilen olaylardır: şu yazıda ve şu yazıda değindim. Öyleyse, bugünden itibaren hep birlikte, Rabbimizin yolunda daha dolu dolu yaşayan, ruhunu(iç dünyasını) öldürmeyen, ruhunu yeşerten insanlara dönüşelim inşallah.

“Boşa Vakit Geçirmeyen ve Rabbine Yönelen Bir Kul Olmak…” için 1 yorum

  1. Bana şöyle bir soru gelmiş: ölülerimizin arkasından Kuranı kerim okunur mu, okunmassa nasıl bir dua etmeliyiz.

    Teşekkürler
    Cevabım:

    Selamlar Kerem Bey.

    Kur’an’ı Kerim’i okumak için bir sebep gerekmiyor. Evden ölü çıkıncada, cenazede de okunabilir. Daha çok Kur’an’ı ne sebeple okuduğumuz ve okuttuğumuz önemli. Kur’an’ı okumakla ölünün akıbetine hiçbir şekilde katkı yapamayız, onun daha fazla merhamet görmesini sağlayamayız, veya Kur’an’ı ölünün ruhuna hediye edemeyiz. Kur’an bir yaşam klavuzudur. Kur’an’ı sevdiğimiz bir kişinin ruhuna diye niyet ederek okuyup, ona gönderemeyiz. Kur’an öğütlerden, delillerden, akıbetimizden, uymamız gereken kurallardan vs bahseder. Ölüler ile bir alakası yoktur. Yani örneğin, ölünün arkasından Kur’an okumaya kalktığımızda aslında “ticarette hile yapmayın, kadınlara hayızlı iken yaklaşmayın, elçiler arasında ayrım yapmayın, kötülük işleyen zalimler cehenneme sürülecek” gibi şeyler söylemiş oluyoruz. Aslında hem bu mantıkla da ölünün ruhuna niyetle okumanın mantığı olmadığını anlayabilmek mümkün olmakla birlikte, Kur’an’da, Yasin Suresi 70.ayette “Kuranın DİRİLERİ uyarmak için” gönderildiği bildirilmiştir. Çok ilginçtir, ayette özellikle DİRİLERE OKUNMASI için gönderildiği belirtilmekte. Ayrıca Fatır 22.ayet ve Neml 80.ayetlerde de, hiçbir şekilde dünyada yaşayan bizlerin, ölülere hiçbir şey İŞİTTİREMEYECEĞİMİZ bildirilmekte. Kur’an’ı, sırf ölen kişiye Allah merhamet etsin diye de okumanın bir manası yok. Zira haşa, Kur’an’ı bizzat bildiren buyuran Allah’tır, Allah’a kendi ayetlerini mi göndereceğiz, yani Allah’a “ticarette hile yapmayın” mı diyeceğiz? Görüldüğü gibi mantığa da sığmıyor.

    Kur’an’ı ancak ve ancak, evden ölü biri çıktı ise ve okutuyorsak, veya kendimiz cenazede kendi kendimize okuyorsak, ancak “öğüt almak, ayetleri hatırlamak, Allah’a yönelmek, kendimize çeki düzen vermek” amacıyla okuyabiliriz. Eğer sesli okutuyorsak, orada eve gelen YAŞAYAN İNSANLARA ÖĞÜT OLMASI amacıyla, halihazırda ÖLÜM GİBİ İBRET VERİCİ bir olay yaşanmışken okutabiliriz. Tabi bunu da ANLAŞILMAYAN DİL OLAN ARAPÇA İLE DEĞİL, ANLAŞILAN DİLDE YAPARSAK, Allah’ın emrine uymuş oluruz. Zira Allah, Kur’an’ın anlaşılmadan okunmasını eleştirir, şu yazımda da bu gerçekten bahsetmiştim: http://allahateslim.com/2014/11/18/%C5%9Feytan-anlam%C4%B1n%C4%B1-bilmeden-okuyu%C5%9Fla-kand%C4%B1r%C4%B1r/

    Ölünün arkasından ancak, affedilmesi yönünde, cennete gönderilmesi yönünde ve gene ANLAYARAK dualar edebiliriz. Kur’an’da bu yönde ayetler var, eğer onları da ANLAYARAK okursak dinen bir mantığı olur bu yaptığımız işin. Şu yazımda da, nasıl dua etmemiz gerektiğinden bahsetmiştim: http://allahateslim.com/2016/05/11/nas%C4%B1l-dua-edelim-allah-ibadetlerimize-muhta%C3%A7-m%C4%B1-arac%C4%B1s%C4%B1z-ve-anlayarak-ibadet-etmek/

    Örneğin Mümin Suresinde geçen şu ayetlerle, diğer insanların (veya ölen tanıdıklarımızın) affı için dua edebiliriz:

    7. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.”
    8. “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
    9. “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.”

    Yani, okuduğumuz ayette ne dediğini bilmemiz ve hangi ayeti okuduğumuz önemli. Bunu da ölünün ruhuna göndererek yapamayız, ancak Allah’a sığınmak Allah’a yalvarmak amaçlı yapabiliriz. Anlamadan okuyarak ise ASLA OLMAZ. BU ALLAH’IN ŞİDDETLE ELEŞTİRDİĞİ BİR TAVIR.

    Şu linkten de, Kur’an’da geçen dua ayetlerinin yer aldığı kitapçığı ücretsiz indirip telefonunuzdan vs okuyabilirsiniz ya da bu kitabı kitapçınızdan internetten vs isteyebilirsiniz:
    http://www.kurandakidin.com/wp-content/uploads/2016/06/Kurandaki-Dualar-ve-Se%C3%A7me-Ayetler-30.Bask%C4%B1.pdf
    Hayırlı günler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.