İslam’a Gireceklere, Kuran’a Yöneleceklere Tavsiyeler

 

“İslam’a girmek, Kuran’a yönelmek istiyorum, ama her kafadan bir ses çıkıyor, ne yapmalıyım?” diyen dostlara, birkaç madde halinde tavsiyeler hazırladım.

1- İslam’a girmek için körü körüne inanmak zorunda değilsiniz

İslam, akıl çalıştırma dinidir. Gayet de istediğiniz kadar sorgulayarak Müslüman olmayı “tercih” edebilirsiniz. Bazı dinsizlerde öyle bir algı var çünkü: “Sorgulamayanlar Müslüman olur.” Halbuki öyle bir durum yok. Örneğin, ben ve tanıdığım birçok insan, birçok genç, İslam’ı, düşünerek, araştırarak bulmuştur. Yani İslam size sorgulamayın demez. Zaten sorgulamayın dese, birçok aklı başında şu an İslam’ı tercih etmiş kişi İslam’ı tercih etmeyecekti.

Aksine kuran, devamlı düşünmeyi, araştırmayı, Evren’deki ve Kuran’daki delillere bakmaya davet eder. Hem de bunu bir defaya mahsus yapmaz. Namaz ve oruçtan bahsettiği ayetlerin kat kat fazlası olarak yapar bunu.

Yani, “Annen baban Müslümandı, sen de öyle oldun.” gibi bir şey yoktur Kuran’ın İslam’ında. Zaten Kuran boyunca asıl böyle araştırıp düşünmeden babalarının dinleri ardınca gidenler eleştirilir. Hem sorgulayan, kültürlü, aydın, hem de dindar biri olabilirsiniz Kuran’a uyarsanız. Geleneksel hurafelerin İslam’ı ile sadece Kuran’ın İslam’ını karıştırmamak lazım tabi.

2 – İslam, Allah’tan başkasına muhtaç etmez

Dinimiz çok açık, Kuran apaçıktır. Ne tarikatlara, ne cemaatlere, ne de hocalara ihtiyacınız var. Kuran’ı açıp dininizi kendiniz öğrenebilirsiniz. Elbette bilgi anlamında birçok kişiden faydalanabilirsiniz, bunda bir sorun yok, hatta zaten bir Müslüman devamlı düşünmeli, araştırmalıdır, fakat böyle yapmak başka, dini yaşamak için başkalarına muhtaç olmak başkadır. Kuran size yeter de artar bile.

Cemaatlere, tarikatlara, şeyhlere, liderlere muhtaç olmadığınız güzel bir dindir İslam. Dininizi bireysel olarak rahat rahat yaşayabilirsiniz. İslam, “Ben nurculardanım, ben süleymancıyım, ben menzilciyim, ben adnancıyım, ben fethullahçıyım, ben nakşibendiyim, ben hanefiyim…” gibi gruplaşmalardan uzak bir dindir. İlla size sempatik gelen bir lideriniz olması gerekmez. İlla bir derneğe bağımlı olmanız gerekmez. İlla yanınızda birilerinin olması da gerekmiyor.

Bu gruplaşmalar o halde ki, Kuran’a uyanlar bile, “ben yaşar nuriciyim, ben islamoğlucuyum, ben mehmet okuyancıyım, ben edipçiyim veya ben bilmem ne derneğindenim…” diye gruplaşmak, illa bir yerlere ait olmak istiyorlar. Oysa böyle bir şey olmak zorunda değil. Dininizi kendi başınıza da güzel güzel yaşayabilirsiniz. İlla bir yerlere kayıt yaptırmanız gerekmez İslam dinine girdiyseniz, çünkü zaten kayıt altındasınız.

3- Sadece Kuran’a uyun

Güzel bir kuran meali ile başlayın işe. Kuran size yol gösterecektir. Kuran’ı hızlı hızlı okumayın, ağır ağır, düşüne düşüne okuyun. Kısa sürede her şeyi bilmeniz mümkün değil. İnsanlar hayat boyu okuyorlar da hala daha bilmedikleri noktalar olabiliyor. Bazıları, önce kendi benliğini temizlemek yerine, ben tüm din eleştirilerine cevap vereceğim diye yola çıkıyor, daha mesajı kendisi içselleştirmemiş başkalarıyla ağız dalaşına giriyor, hiç gereği yok. Bu konuda biraz bencil olun. Siz kendiniz ihtiyaç duydunuz dine. Bunu unutmadan devam edin yolunuza. Cevap vermeye çalıştığınız insanlar sizin gibi düşünemiyorlar, onlara cevap vereceğim diye kendinizi paralamak yerine, kendi imanınıza bakın. İman en başta kendimize yaramalı.

İslam’ı yaşamak için, illa sempati duyduğunuz bir hoca, bir akademisyen, ünlü bir sima, bir yazar vs. gerekmiyor. “Ben Kuran konuşan kimseye sempati duymuyorum, kimi takip edeceğim?” diye düşünmeyin. Onlara ihtiyacınız yok. İlla onların takipçileri, hayranları olmanız gerekmiyor. Onlar da din ile ilgili aktardıkları bilgilerin birçoğunu Kuran’dan öğrendiler zaten. Kendinizi geliştirmek için her türlü düşünceyi takip edebilirsiniz. Yani İslam’a girdiniz diye illa dini kitaplar okumak ve dini sohbet programları izlemek durumunda değilsiniz.

4- Fitnelere kapılmayın

Din adı altında, Kuran adı altında, hatta sadece Kuran dediği halde hiç de Kuran’a uygun davranmayan, Kuran’a aykırı hareket eden ve Kuran’a aykırı sözler söyleyen insanlar görebilirsiniz. Bunlara dikkat edin. Bunlardan uzak durabilmenin tek formülü, Kuran’a yönelmektir. İlla bir hocanın takipçisi olmanız gerekmediği gibi, Kuran okumaya başladınız diye illa bir derneğe veya toplantıya gitmeniz de gerekmiyor. Böyle toplantılar her kafadan bir sesin çıktığı yerlerdir ve durduk yerde kafanız karışabilir. Kendi kendinize veya yakın birkaç arkadaşınızla da çalışabilirsiniz. Din konusunu bir takıntıya dönüştürmeyin. Rahat olun. Kafanıza takılan soruların cevabı Kuran’da yok değil, henüz siz bilmiyorsunuz. Allah’a güvenin. Güveniniz boşa çıkmayacaktır.